Platin
PİYASALAR

İyilik yolunda: Darülaceze

Platin

Nerede bir düşkün varsa yardım elini uzatmayı kendisine vazife bilmiş bir sultan, Abdülhamid Han. O çağda, düşkünlerin ölüme terk edildiği dünyada, ekseri masraflarını cebinden karşılamış ve Darülaceze’yi kurmuş. Dünden aldığı bu kutsal bayrağı, yarınlara daha da güçlendirecek projeleriyle çalışan Darülaceze Başkanı Hamza Cebeci ile yeni projelerini ve bu iyilik hareketindeki bayrak yarışının notalarını konuştuk

E. Melek Cevahiroğlu Ömür / [email protected]
Fotoğraf / Mesude Bülbül

• Mütevelli gençler var mı? Ziyaretçilerinizin genel profili nasıl? 

Üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğrenciler geliyor. Onları ağırlıyor ve zaman zaman kısa konuşmalar yapıyoruz. Ardından da sorularını yanıtlıyorum. Sordukları sorular gerçekten çok önemli. Burayı gezip gördükten sonra, özellikle de üniversitenin ilgili bölümünde okuyanlar, mezuniyetlerinin ardından Darülaceze’de çalışma imkanlarını soruyorlar. Gençlerle yaptığımız her konuşmada onlara dürüst ve samimi olmanın hayatta her zaman kazanç sağlayacağını, çalışmak isteyen, aldığını hak ederek almak isteyen herkesi gerek bizim kurumda gerekse başka kurum ve şirketlerde uygun işlerin beklediğini anlatıyoruz. 

Öte yanda, ziyaretçi olarak gelenlerin kahır ekseriyeti genç; yaklaşık yüzde 70’i. Yine ziyarete gelenlerin yüze 95’i gelir seviyesi düşük insanlar. Fakirin halinden fakir anlar. Burası bir iyilik, şefkat yuvası, bu yuvayı büyütmek için de elimizden geleni yapıyoruz, projeler üretiyoruz ve varlıklı insanlarımız da bu büyük projelerimize bağışta bulunuyor, destek oluyorlar. Şunu belirtmeliyiz ki kurumumuza yapılan bağışlar kadar, buradaki sakinlerimizin ziyaret edilmesi de bizi çok memnun ediyor. 

• Şefkat yuvası dediniz, merak ediyorum  iyilik nasıl yönetilir? 

Darülaceze hepimizin sorumlu olduğu bir yer. 90 küsur sakinimizin yatağa bağımlı olarak yaşadığı bir kurum burası. Sadece çalışmak ve para almak için yapabilirsiniz işinizi ama bu sizi bir süre sonra mutsuz eder ve mutsuzluk bulaşıcıdır. Eğer işinizi severek yaparsanız, buna mukabil bir enerji alışverişi olur. Bir hemşiremiz var, yatalak konuşamayan bir sakinimize 10 senedir bakıyor. “Onun bana ve benim ona bakışım farklıydı” diyor. Burada gerçekten bu duyguları taşıyan, o merhameti ve şefkati paylaşan hemşirelerimiz var. 

Avrupa’dan gelenlerin sorduğu şey de bu, buradaki huzura ve şefkate hayran oluyorlar. Bakınız, “Hal ehli olunur, kal ehli değil”. Dostunuzun bir sıkıntısı bir derdi olduğunda yanındaysanız, sadece dostum demekle kalmıyorsanız; bir derdi olanın derdine derman oluyorsanız; işte gerçek iyilik budur. Hayatın birçok yönünü burada daha yakından ve fiilen görme şansımız oldu. Burada uyguladığımız her metodun, ekip arkadaşlarımızla aksiyon aldığımız her işin sürdürülebilir olması gerekiyor. Bu sebeple de tüm ekip çevik yönetim vizyonu doğrultusunda çalışıyor ve mevcut kaynaklarımızı optimum seviyede kullanıyoruz. 

• Birçok konuşmanızda Necip Fazıl’ın “Gençlik ruh işidir” sözüne atıfta bulunuyorsunuz. 125 yıllık bir kurumun yöneticisi olarak yaptığınız işin ruhunu nasıl yaşatıyorsunuz? 

Sen kendi nasıl hissedersen, öylesin. Yaşamak, şükretmek, dua etmek, bilgisi varsa insanlara aktarmak, gücü varsa çalışmak, okumak, okutmak... İşte tüm bunlarla gençlik yaşta değil, ruhtadır. Biz buranın ruhunu sevgi ve muhabbetle yaşatıyoruz. Medeniyetimizden aldığımız insanlık değerlerini burada dini, dili, etnik kimliğini ayırt etmeden tüm misafirlerimize eşit mesafede yaklaşarak teslim ediyoruz. Tekerlekli sandalyedeki bir sakinimiz dünyaya gelişinin gayesini anlarsa, mutlu oluyor. Ne demişler; dertler paylaşarak azalır, güzellikler paylaşarak çoğalır. Bizler buradaki tüm sakinlerimizin derdiyle dertleniyor, her türlü ihtiyacını karşılıyor ve karşılıksız sevgi besliyoruz. Mutluluklarımızı da paylaşıyoruz, acılarımızı da. Atölyelerimizde herkes yeni meziyetler kazanıyor ve el emeği göz nuru ürünler üretiyoruz. Hayat amacımıza bir mana daha katıyor ve onları yaşama bağlıyoruz. 

• Darülaceze'nin yönetimine atandığınız günden bugüne, yönetim yaklaşımında birtakım değişiklikler de yaptınız…

Burası dilencilik eylemine karşı kurulmuş bir yapı. Dilencilik insan onurunu ayaklar altına seren kötü bir alışkanlıktır. Bakın Darülaceze’nin kuruluş sürecine baktığımızda, özellikle Osmanlı-Rus Savaşı sonrası yaşanan göçler, maalesef sokaklarda evsiz, barksız, hasta ve kimsesiz olarak dilenmek zorunda kalan insanların artışına sebep oldu. Sultan 2. Abdülhamid, sokakta insanların paçalarına sarılacak kadar yaygınlaşan dilenciliğin haberlerini alınca, bu alışkanlığı menetmek için Darülaceze’yi kuruyor. Darülaceze; İstanbul’daki dilencileri, sokaklarda başıboş gezen kimsesiz çocukları, cami avlusunda yatan muhtaçları bir araya toplayıp, huzur içinde yaşamalarını sağlamak amacıyla bugüne kadar yaklaşık 100 bin kişiye ev oldu, yuva oldu. 

Ardından gelir modellerini inceledik ve yeni modeller inşa ettik. Devletten sürekli bir gelirimiz yok. Burası insanların yardımlarıyla yaşayan bir kurum. Ekstra olarak da, İstanbul’daki eğlence vergilerinin yüzde 10’unu alıyoruz. Bu da bizim bütçemizin yüzde 10’u bile değil. Kurulduğundan bugüne bağışlanan mülklerden elde edilen kira gelirlerimiz var. Bu da bizim giderlerimizin 3’te birini bile karşılamıyor. 200 tane irili ufaklı dairemiz var, aylık getirisi toplam 160 bin lira ve buraları ayakta tutabilmek için daha fazla para harcıyoruz. İdare Meclisi olarak elimizdekileri daha fazla ve sürdürülebilir gelir getirecek hale getirmeye çalışıyoruz. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Zehra Zümrüt Selçuk Hanım, İdare Meclis Başkanı’mız. Onun asli görevlerinden birisi de buranın varidatını yükseltmek. İşte bu noktada ufuk ve vizyon gerekiyor. Burayı klasik bir vakıf gibi yönetemeyiz. Bir yönüyle bir ticari müessese gibi işletmek gerek; çünkü geliri ve gideri var. İstihdam var, 430 çalışanımız bulunuyor. Ayrıca yeni projeler ile gelirlerimizi artırmaya ve yeni gelir modelleri oluşturmaya gayret ediyoruz. 

• Bu düzenlemeler, yeni proje üretimi gibi adımlar önceki dönemlere kıyasla konfor alanlarının dışına taşan işler. 

En zor iş insan yönetimi. Sonra da para yönetimi. Parayı da insanla yönetirsiniz. Şu anda geldiğimizle mukayese edilmeyecek durumdayız. Bir sene içerisinde 3 ödül aldık. Darülaceze Sosyal ve Kültürel Tesis projemiz, Türkiye’nin en prestijli ödüllerinden biri olan ‘The Sign of The City Awards’ın ‘En İyi Sosyo-Kültürel Yapı’ (devam eden) kategorisinde ödül aldı. Bu ödülü almamızdaki en önemli kriter; yeni projemizi tasarlarken sadece tasarımı, görüntüsü değil, fonksiyonlarını göz önünde bulundurmamızdı. ‘Yeni Sosyal Hizmet Şehri’mizde yapacağımız iş, kapsamlı bir değerlendirmeye tutuldu. Bir problem çözen, ihtiyaçlara karşılık veren bir proje geliştirdik. Onun öncesinde yaklaşık 40 yıldır Darülaceze gönüllüsü olarak, buradaki sakinlerimizin tırnak bakımını yapan Şengül Kazan hanımefendiye, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından ’5. Uluslararası İyilik Ödülü’ verildi. Yine Mart ayında Üsküdar Üniversitesi tarafından verilen 4. Yüksek İnsanı Değerler Ödülü’ne layık görüldük. Kurumumuz 125 yıllık tarihinde ilk defa bu nitelikte ödüller aldı. 

Bütün bunlar ekibimizin kurumla olan bağını güçlendirmek adına yaptığımız çalışmalarla sağlandı. Yurt içi ve yurt dışına yaptığımız seyahatlerde mevcut kurumları ziyaret ederek, bilgi paylaşımı yaptık. Bazen yeni modeller keşfettik, bazen eksiklerimizi gördük bazen de iyi ve doğru yaptığımız uygulamaları idrak ettik. Çalışanlarımız mutlu, 3’üncü ayın sonunda yine bir Almanya gezimiz olacak. Avrupa’daki bu tarz kurumları gezeceğiz ve göreceğiz. Yeni insan ve kurumlardan istifade edeceğiz. Bugüne kadar en az 20 gezi yaptık. Bu gezilerimizde de sağ olsunlar yardımcı olmak isteyen, masraflarımızı karşılayan değerli kurumlarımız ve iş adamlarımız var. Dünyaya sadece yaşamak için gelmedik, insanlığın asıl gayesi yardımlaşmaktır. Bu yardımlaşma kültürü de medeniyetimizin gerçek yüzüdür. 

• Türkiye’de sosyal girişimcilik fikri/ hayra müteallik işlerin ve projelerin çoğalması için ne tür adımlar atılmalı?

Buraya sanatçılar geldi ve bir organizasyon düzenlediler ve 3.7 milyon lira Darülacezeye bağış yaptılar. Yeni projemizde sanatçılar için de bir yer inşa edeceğiz. Bir kısmı kaderin kurbanı, bir kısmı toplumun... Ardından sporcular geldi. 50 bin kişiyle 100 bin kişiyle stadyumlarda program yapmak istediler. Akademisyenler ile toplantılar yaptık. 40’ı rektör ve genel sekreter seviyesinde bir katılım sağlandı. Biz iyiliği yaymak için herkese kapımızı açtık, çağrımızı yaptık, yapıyoruz. Buraya ilk defa gelenler, gördükleri karşısında şok oluyorlar. Kilise, havra, cami... Bu ibadethaneleri aynı yerleşkede görenler, bu uzun duvarların arkasındaki tarih, medeniyet ve insanlığı görüyor; fikri değişiyor. Yapılacak olan bellidir, Darülacezeyi ziyaret edin. 

• Darülaceze için yapılan yeni projelerinizden bahseder misiniz?

İstanbul Arnavutköy’de yaklaşık 135 bin metrekare alana yayılan ‘Sosyal Hizmet Şehri Projesi’ni geliştirdik ve ihaleye sunduk. Bu projemizde 5 fonksiyon aynı yerde birleşecek. Öncelikle mesleki rehabilitasyon merkezi ve atölyeler; uluslararası sağlık sempozyumlarının ve mesleki gelişim eğitimlerinin yapılabileceği 1000 kişilik bir konferans salonu; konuklarımızın konaklayacağı 300 yataklı ve 300 oda kapasiteli bir otel; cami, mescit ve şapel gibi ibadethaneler; fırın, terzi, kuru temizleme, lostra, kafe, sergi ve satış alanları, kuaför, berber ve market gibi mağazalar ile ziyaretçilerimizin tüm ihtiyaçlarını kolaylıkla karşılayabilecekleri yapılar bulunuyor. Bütün bu fonksiyonları eksiksiz verebilmek için de yönetim birimlerimizi yeniden değerlendirdik ve 14 ayrı birim belirledik. Bir diğer projemiz ise Darülaceze Sosyal ve Kültürel Tesis Projesi. Bu projemizle İstanbul’un eğitim, barınma ve otopark sorunlarının çözümünde pay sahibi olmayı hedefliyoruz. Toplamda 37 bin metrekare alana yayılacak olan projemizde öğrenci yurdu, üniversite, ticari alanlar, sağlık birimi ve otopark hizmet vereceğiz. Geriatri alanında eğitim görecek olan öğrencilerimizin Darülaceze ile olan irtibatı sayesinde kaliteli hizmet almalarını da sağlayacağız.