PİYASALAR

Çevre odaklı ticari politikalar

21'inci yüzyılın en önemli gündem maddelerinden biri çevreyle dost küresel bir ekonomi yaratabilmek

Bahar Selin Akgün / [email protected]

1-Çevreyi korumaya yönelik ürün ve hizmetlerin ticareti kolaylaştırılmalı, döngüsel ekonomiler inşa edilmeli

Temiz enerji kullanılarak üretilen mallara uygulanan yüksek vergiler, sürdürülebilir gelişme açısından maliyetleri artırıyor. Hizmet ticaretine yönelik kısıtlamalar da çevreyle ilgili konulardaki proje maliyetlerini yükseltiyor. Buna atık bertarafı gibi direkt çevre hizmetleri ve aynı zamanda çevreyi korumaya yönelik ürünlerin montajı, kurulumu, testleri, teknik desteği ve Ar&Ge çalışmaları gibi dolaylı hizmetler de dahil. Küresel üretim ağı bağlamında, sınırlar arasında malzeme akışını engelleyen ülke içi kurallar, döngüsel ekonomiyi genişletmeye yönelik gayretleri de sekteye uğratıyor.

2-Fosil yakıt yardımları bildirilmeli, azaltılmalı ve sıfıra indirilmeli

G20 hükümetlerinin verdiği, savurgan tüketimi destekleyen, verimli olmayan fosil yakıt yardımlarını sınırlandırma ve aşamalı olarak kaldırma taahhüdü 2009 yılına kadar uzanıyor. Bu yardımlar; nakit transferleri, vergi indirim-iadeleri, petrol fiyatlarının düşürülmesi gibi başlıkları kapsıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) tahminlerine göre fosil yakıt yardımları yılda yaklaşık 526 milyar dolar civarında… Bu yardımlar kısmen bile azaltılsa emisyondan ciddi anlamda tasarruf edilebilecek. Bu yardımların kesilmesi aynı zamanda daha önce geri dönüştürülmemiş plastik maliyetlerini de artıracak ve plastik geri dönüşümünü özendirecek.

3-İklim politikaları üzerine diyaloglar artırılmalı

İklim değişikliği konusunda Paris Anlaşması çerçevesinde üye hükümetler ulusal olarak kararlaştırılan katkıları sundu ve 2020 yılından başlayarak her beş yılda bir bu katkıları güncelleme sözü verdi. Emisyonların azaltılması çeşitli olanakların da ortaya çıkmasına neden olacak. 

4-İş birliği süreçleri hızlandırılmalı

Birçok ticari anlaşmada, iklimsel değişim konusuna ilişkin hükümler son derece kısıtlı. Ancak son zamanlarda daha temiz teknolojilerin ve yenilenebilir çözümlerin kullanımının artırılması konusunda yapılan taahhütlerin arttığı görülüyor. Hükümetlerin, işletmelerin, bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının, özel sektörün, toplumların, ticaretin ve ticari politikaların çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine uygun stratejiler geliştirilmesi kapsamında iş birliği içinde olmaları büyük önem taşıyor.

5-Hükümet binalarının inşasında çevreye zarar verilmemesini sağlayacak tedarik sistemleri geliştirilmeli

Küresel olarak hükümet binalarının inşası için yapılan malzeme tedariğinin her yıl 9.5 trilyon dolar düzeyinde olduğu tahmin ediliyor. Hükümet binalarının inşasında çevreye zarar vermeyecek malzemelerin kullanılmasına yönelik politikalar, çevreyle dost ürünlerin kullanım oranını artırabilir ve daha temiz teknolojilerin geliştirilmesine yardımcı olabilir. WTO Hükümet Tedarik Anlaşması 48 ülke tarafından imzalandı ve sınır ötesi anlaşmalar yıllık 1.7 trilyon dolar değere ulaştı. Verimli ve sürdürülebilir tedariğe teşvik eden, ticari yükümlülüklerle tutarlı politikaların belirlenmesi bu süreçte önemli bir role sahip.

3 ÇEVRESEL EYLEM İLKESİNE YATIRIM YAPILIYOR

Mitsubishi Electric Türkiye Genel Müdürü Şevket Saraçoğlu "Çevresel Sürdürülebilirlik Vizyonu 2050 stratejileri kapsamında üç çevresel eylem ilkesine odaklanıyoruz: Çevre sorunlarını çözmek için çeşitli iş alanlarında farklı teknolojiler uygulamak, gelecek nesiller için iş inovasyonları geliştirmek ve yeni değer-yaşam tarzlarını toplumla paylaşmak. Toplumlara daha iyi bir gelecek sunabilmek amacıyla hava, kara ve su kaynaklarını teknolojilerimizle koruyacağız. Eylem planı kapsamında iklim değişikliği, kaynak geri dönüşümü ve tüm değer zincirinde çevre sorunlarını çözmek amacıyla çeşitli iş alanlarında farklı teknolojik kaynaklar kullanılacak. Bireyler ve kuruluşlarla aktif diyalog ve iş birliği içinde olarak ortak projeler geliştirilmesi desteklenecek. Yüksek düzeyde enerji tasarruflu ürün, sistem ve hizmetlerin yanı sıra yenilenebilir enerji faaliyetlerimizi yaygınlaştıracağız. Bu sayede tüm dünyada sera gazı salınımının azaltılmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Küresel olarak güvenli ve temiz suya erişim imkanlarını artırmaya çalışırken okyanus ve ırmakları kirletmeyen su arıtımını destekleyeceğiz.” dedi.

HEDEF, 2040’A KADAR İKLİM-POZİTİF BİR ŞİRKETE DÖNÜŞMEK

Henkel CEO'su Carsten Knobel “Henkel, 2040’a kadar iklim-pozitif bir şirkete dönüşebilmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda tüketicilerimiz, müşterilerimiz ve tedarikçilerimizle 2025’e kadar üretim sürecinden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 65 oranında azaltmayı ve 100 milyon ton karbondioksit tasarrufu sağlamayı planlıyoruz. Döngüsel bir ekonomiyi hayata geçirmek ve doğada sıfır plastik atık hedefine ulaşmak amacıyla 2025 için iddialı ambalajlama hedefleri belirledik. Üretilen ambalajların tamamının yeniden dönüştürülebilir ya da kullanılabilir olmasının yanı sıra tüketim ürünleri ambalajlarında kullanılan fosil esaslı ve daha önceden geri dönüştürülmemiş plastik miktarını yüzde 50 oranında azaltmayı amaçlıyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz toplumlar bünyesinde ortaya koyduğumuz pozitif toplumsal etkiyi, 50 binin üzerinde çalışanının sunduğu katkının artmasıyla ortaya çıkan sorumlu kaynak kullanımıyla birleştirerek, 2025’e kadar dünya çapında 20 milyon insanın hayatını daha iyi hale getirmeyi hedefliyoruz.” diyor.

YÜZDE 80 YEŞİL ENERJİYLE ÇALIŞAN ‘GELECEĞİN FIRINI’

Gürallar Cam Ambalaj Genel Müdürü Abdullah Gayret “Üretimin her aşamasında çevreye ve insana saygıyı ön planda tutuyoruz. Avrupa Birliği Cam Ambalaj Üreticileri Derneği (FEVE) tarafından başlatılan ‘Cam Döngüsünü Tamamla’ projesine destek veriyor, geri dönüşümü teşvik ediyoruz. Üretimde kullanılan cam kırığı oranı arttıkça hammaddeye duyulan gereksinim azalıyor. Geri dönüştürülmüş cam ile yapılan üretim, sadece hammadde ile yapılan üretime göre daha az enerji tüketirken, atık miktarını azaltarak atık yönetimini de kolaylaştırıyor. Ülkemizi temsil ettiğimiz, FEVE’nin öncülüğünde gerçekleşecek ‘Geleceğin Fırını’ projesinde yer alıyoruz. Yüzde 80 yeşil enerjiyle (elektrikle) çalışan ilk büyük ölçekli hibrit fırın olma özelliğini taşıyacak olan ‘Geleceğin Fırını’, cam üretimindeki toplam CO2 emisyonunu yüzde 50 oranında azaltacak ve cam ambalaj endüstrisinin karbonsuzlaştırma yolculuğu adına önemli bir kilometre taşı olacak. Projede ilk fırının 2022’de tamamlanması, ilk sonuçların ise 2023’te elde edilmesi öngörülüyor.” dedi.

KARBON AYAK İZİ, 2025’E KADAR YÜZDE 50 DÜŞECEK

Grundfos Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü “Grundfos olarak yıllardır her platformda hem iklim değişimini hem de bu sürecin beraberinde getirdiği çevre sorunlarını anlatıyoruz. Koronavirüs pandemisi doğanın değil, bizim doğanın kurallarına göre hareket etmemiz gerektiğini de gösterdi. Grundfos, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'ndan ‘İklim Değişimi’ ve ‘Temiz Suya Erişim’ başlıklarının temsilcisi olarak tüm operasyonel ve yönetsel faaliyetlerini bu ilkelere göre sürdürüyor. 2025 stratejimizde, iklime pozitif etki yaratabilmek ana hedeflerimiz arasında… 2025’te 2008’e kıyasla karbon ayak izimizi yüzde 50 düşüreceğiz. Tedarikçi ve paydaşlarımızın da karbon ayak izlerini düşürmelerine yardımcı olacağız. 2030 itibariyle, ihtiyacı olan 300 milyon kişiye güvenli içme suyu ulaştırmaya katkı sağlamak üzere su tasarrufu ve su arıtma ile tüketimin 50 milyar m3 azaltılmasını hedefliyoruz. Ortak hareket etmemiz gereken kamu ve sivil kurumların faaliyetlerini de bu hedefe uyumlandırmaya yönelik çalışmalara hız verdik.” diyor.