Turizmin tüm yıla yayılması ve alternatif ürün çeşitliliği sağlanması açısından kış döneminin önemi her geçen gün daha da artıyor. Kış turizmi gerek turizm gelirlerinin dengelenmesi gerekse sosyo-ekonomik kalkınmanın yaygınlaşması ve yerel istihdam oluşturulması noktasında göz ardı edilemeyecek bir segment haline gelmiş durumda.
Günümüzde kış turizmi küresel ölçekte önemli bir dönemeçten geçiyor. Bir yandan yeni konaklama konseptleri ve niş kış deneyimleri popüler hale gelirken diğer yandan küresel ısınmanın etkisiyle artan sıcaklıklar ve değişken hava koşulları, doğal kar örtüsünü azaltıyor ve sezon süresini kısaltıyor. Bu durum kayak merkezlerini yapay kara daha fazla bağımlı hale getiriyor, bunun sonucunda da operasyon maliyetleri artıyor. Kış turizmi, yaşanan zorlayıcı koşullara rağmen küresel ölçekte halen önemli ekonomik fırsatlar sunuyor. Bu alandaki ekonomik büyüklüğe ilişkin resmi kurumlar tarafından açıklanan net veriler olmamakla birlikte çeşitli araştırma kuruluşları tarafından yapılan tahminlerde Avrupa'da kış turizminin oluşturduğu pazar büyüklüğünün yaklaşık 200 milyar dolar seviyesinde olduğu değerlendiriliyor. Bununla birlikte artan işletme maliyetleri, çevresel sürdürülebilirlik baskıları ve sezon belirsizliği gibi ciddi sorunlar, sektörü teknolojik uyum, çevresel duyarlılık, iklim değişikliğine adaptasyon ve yenilikçi ürün geliştirme konularında stratejik adımlar atmaya da zorluyor.
KIŞ TURİZMİ MERKEZLERİ KAR VE KAYAK SPORUNA BAĞIMLI YAPIDAN UZAKLAŞMALI
Ülkemize baktığımızda; Türkiye'nin dört mevsim destinasyon çeşitliliği kış turizmini kültür, doğa, termal ve gastronomi gibi diğer turizm türleriyle bütünleştirerek yıl boyunca ziyaretçi çekme avantajı sağlıyor. Kış turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olan ülkemiz, Uludağ'dan Kartalkaya'ya Erciyes'ten, Palandöken ve Sarıkamış'a kadar geniş bir dağ ve kayak merkezi ağı, farklı zorluk seviyelerine sahip pistleri, modern tesisleri ile önemli bir rekabet gücünü elinde tutuyor. Ancak bu alandaki temel sorunlardan birini, ülkemizdeki kayak merkezleri için sezonun kısa sürmesi birkaç aylık doluluğun ardından yılın geri kalan dönemlerinde potansiyellerinin önemli bir bölümünü kullanamamaları oluşturuyor. Genel olarak turizm ve kış turizmi açısından sürdürülebilirlik noktasında bu sorunun aşılması büyük önem taşıyor. Bu noktada, kış turizmi merkezlerini yalnızca kar ve kayak sporuna bağımlı yapıdan uzaklaştırıp ürün çeşitliliğini artırmak gerekiyor. MICE turizmi, doğa turizmi, wellness, gastronomi, etkinlik turizmi gibi başlıklarda ürünler sunarak doğa yürüyüşleri, bisiklet parkurları, kamp alanları, kültür rotaları, yerel festival ve etkinlikler gibi seçeneklerle kış turizmi merkezlerini yılın diğer aylarında da faal tutulması gerekiyor. Bu bakımdan seyahat acantalarının ayrı bir öneme sahip olduğunu belirtmek gerekiyor. Zira seyahat acentaları gerek yeni ürün oluşturulmasında gerekse de yaptıkları tanıtım ve pazarlama çalışmalarıyla bir bölgenin turizm destinasyonu haline getirilmesi noktasında öncü rol oynuyorlar.
SEYAHAT ACENTALARI DÖNÜŞÜMÜ HIZLANDIRABİLİR
Seyahat acentaları farklı ürünleri paketlerine entegre etmek suretiyle kış turizmindeki dönüşümü hızlandırabilir. Böylece kış merkezleri, yaz aylarında da doğa yürüyüşleri, bisiklet parkurları, kamp alanları, kültür rotaları, yerel festival ve etkinlikler gibi seçeneklerle canlı tutulabilir.
Kış turizminde ülke olarak rekabet gücünün artırılması hususunda bir diğer önemli parametre de ortak akılla hareket edilmesi. Kamu, özel sektör, yerel yönetimler, tur operatörleri ve sivil toplum kuruluşlarının hizmet kalitesinin artırılması ve destinasyon planlaması için yapacakları iş birlikleri son derece kıymetli. Artan sıcaklıklar, kar örtüsü sürelerinde değişim ve meteorolojik belirsizlikler gibi tehdit ve risklerin etkisinin azaltılması noktasında yeni stratejiler geliştirilmesi de yine ancak ortak akıl ve iş birliği ile mümkün olabilir. Diğer yandan pistlerin güvenliği, kar tutma teknolojileri, ulaşım ağlarının iyileştirilmesi, çevre dostu enerji uygulamaları, yeni teleferik ve lift yatırımları gibi altyapı başlıklarının koordine edilmesi; destinasyon yönetim örgütlerinin güçlendirilmesi, eğitimli personel yetiştirilmesi, üniversitelerle ortak programlar yürütülmesi gibi unsurlar bütüncül bir sistem oluşturma noktasında önem taşıyor.
TÜRKİYE KIŞ ÜRÜNÜNÜ FARKLILAŞTIRILMIŞ BİR DİLLE SUNMALI
Kış turizminde uluslararası tanıtım ise bu segmentin geleceğinde belirleyici etkiye sahip. Avrupa ve dünyada birçok ülke, onlarca yıldır güçlü bir marka değeri oluşturarak kış turizmini yalnızca ekonomik bir alan değil, ulusal bir imaj unsuru haline getirdiler. Türkiye'nin bu pazarda öne çıkması, yalnızca fiyat avantajı sunmakla değil, farklı bir hikaye anlatmakla mümkün olabilir. Bu çerçevede güvenli pistler, kaliteli tesisler, otantik deneyimler, zengin gastronomi, kolay ulaşılabilirlik ve dört mevsime yayılan turistik aktiviteler öne çıkarılabilir. Dijital mecralar üzerinden hedef pazarlara uygun mikro kampanyalar yürütmek, acentelerin uluslararası fuarlarda daha güçlü bir şekilde temsil edilmesini sağlamak, B2B görüşmelerini artırmak ve özellikle Avrupa, Orta Doğu ve Uzak Doğu pazarlarına Türkiye'nin kış ürününü farklılaştırılmış bir dille sunmak gerekiyor. Seyahat acentaları, sahaya hakimiyetleri nedeniyle bu tanıtım faaliyetlerinin de en gerçekçi ve en etkili taşıyıcıları konumundalar. Biz seyahat acentalarının meslek kuruluşu olarak yarım asrı aşan deneyim ve birikimimiz ve turizmi tüm yıla ve ülke geneline yayma hedefiyle başlattığımız 'Turizm Yüzyılı' projemiz çerçevesinde bölgelerin potansiyel ürünlerini geliştirip tanıtmak için çalışıyoruz. Kış turizmine de bu hedeflere uygun bir segment olarak önem veriyoruz. Bu alandaki gelişmeyi destekleyecek her tür iş birliğine ve bu kapsamda üzerimize düşen görevleri birlik olarak yerine getirmeye hazırız.
(TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya)