Sektörler

05 Ocak 2026 11:24

Yönetimin merkezine sürdürülebilirlik yerleşiyor

2026 ve sonrasında şirketler, çevresel ve sosyal etkiyi finansal performanstan ayrıştırmayan yeni bir yönetişim ve organizasyon modeli inşa edecek. Sürdürülebilirlik; raporlama yükümlülüklerinin ötesine geçerek yönetim kurullarının stratejik karar alma, risk yönetimi ve uzun vadeli değer yaratma ajandasının ana ekseni haline geliyor.

Son yıllarda küresel iş dünyasında sürdürülebilirlik gündemi, çevresel duyarlılığın ötesine geçerek yönetişim ve organizasyon yapılarının merkezine yerleşti. Deloitte C-Suite Sürdürülebilirlik Raporu'na göre şirketlerin büyük çoğunluğu sürdürülebilirliği sadece bir risk yönetim aracı olarak değil, iş modellerini dönüştüren ve uzun vadeli değer yaratan bir strateji olarak görüyor, ankete katılanların yüzde 81'i sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için yapay zeka gibi yeni teknolojileri aktif şekilde kullandıklarını belirtiyor. Uluslararası düzeyde yapılan diğer kapsayıcı araştırmalar da bu eğilimi doğruluyor.

UZUN VADELİ DEĞER YARATMA FIRSATI

Morgan Stanley'nin Sustainable Signals raporu, küresel ölçekte şirketlerin yüzde 88'inin sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratma fırsatı olarak gördüğünü ortaya koyuyor ve firmaların yüzde 80'in üzerinde geri dönüşüm, iklim dayanıklılığı gibi sürdürülebilirlik projelerinden yatırım getirisi ölçebildiklerini raporluyor. Bu da yönetim kurullarının artık sürdürülebilirlik hedeflerini yalnızca çevresel bir yükümlülük olarak değil, yatırımcılar ve paydaşlar nezdinde stratejik bir rekabet avantajı aracı olarak gördüğünü gösteriyor. 2026'ya girerken sürdürülebilirlik trendleri de bu kapsamda evrilmeye devam ediyor.

OPERASYONEL RİSKLER AZALIYOR

Sürdürülebilirlik yaklaşımı yalnızca çevresel rekabet gücünü artırmakla kalmayıp, aynı zamanda tedarik süreçlerini daha dayanıklı hale getirerek uzun vadeli operasyonel riskleri de azaltıyor. 2026'da yükselen global trendler arasında ise yapay zeka destekli Çevresel, Sosyal, Yönetişim (ESG) izleme ve raporlama, daha sıkı sürdürülebilirlik verisi beklentileri, döngüsel ekonomi modellerinin ana akım hale gelmesi ve ürün yaşam döngüsü boyunca etki ölçümüne verilen önemin artması yer alıyor. Özellikle büyük teknoloji ve finans şirketleri, sürdürülebilirlik performansını hem kurumsal raporlarda hem de yatırımcı sunumlarında daha ayrıntılı şekilde açıklamak için gelişmiş dijital araçlar kullanmayı benimsiyor. Bu küresel dinamikler, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel performans göstergesi olmaktan çıkarıp, yönetim kurulları tarafından stratejik bir yönetişim konusu, üst düzey yöneticilerce finansal hedeflerle eş düzeyde takip edilen kritik bir iş performansı göstergesi haline getiriyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORLAMALARI ARTIYOR

Kurumsal sürdürülebilirlik raporlamasının yaygınlığı sürekli artıyor. Küresel KPMG Sürdürülebilirlik Araştırması, dünyanın en büyük 250 şirketinin yaklaşık yüzde 96'sının sürdürülebilirlik veya ESG raporları yayımladığını ortaya koyuyor; bu oran, on yıl önceki seviyelerine göre anlamlı bir artış anlamına geliyor. Ancak raporlar çoğunlukla anlatı odaklı kalmaya devam ederken yalnızca üçte birinde sürdürülebilirlikten sorumlu liderlerin doğrudan yönetim ekibinde yer aldığı görülüyor. Bu eğilim, sürdürülebilirliğin kurumsal yönetim yapısına entegrasyonunun artmasıyla paralel ilerliyor. Globalgrowthinsights'a göre küresel ESG ve sürdürülebilirlik danışmanlık pazarı, 2025'te yaklaşık 47 milyar dolar değerindeyken 2026'da 50 milyar doları aşması bekleniyor. Bu büyüme, firmaların sürdürülebilirlik stratejilerini organizasyonlarının merkezine taşımak için danışmanlık hizmetlerine daha fazla yatırım yaptığını gösteriyor.

TÜRKİYE'DE ORGANİZASYONEL GELİŞİM

SKD Türkiye'nin 'Kurumsal Sürdürülebilirlik Olgunluk Anketi 2025' çalışmasına Türkiye'de yapılan sürdürülebilirlik olgunluk çalışmaları, kurumsal ESG yetkinliğinin hâlâ şirketlerin yalnızca yüzde 38,6'sı tarafından sistematik olarak yönetişim seviyesine taşındığını gösteriyor; sürdürülebilirlik ekiplerinin çoğu hâlâ 2-5 kişilik küçük gruplarda çalışıyor. Bu, sürdürülebilirlik stratejilerinin kurumsal karar alma süreçlerine tam entegre edilmesinin önünde önemli bir organizasyonel zorluk olduğunu ortaya koyuyor. Ipsos araştırmasına göre ise Türkiye özelinde, sanayi kuruluşlarının sürdürülebilirlik eğilimi raporlarında yalnızca yüzde 16'sının karbon ayak izini hesapladığı ve kamuya açık sürdürülebilirlik raporu yayımlayan şirket oranının yüzde 8 civarında kaldığı görülüyor. Bu da sürdürülebilirlik performansının ölçülmesi ve şeffaf raporlanmasının halen yaygınlaşmakta olduğunu gösteriyor.

STRATEJİK BİR KALDIRAÇ

Aynı zamanda dijital dönüşüm de çeşitli sektörlerde kurumsal sürdürülebilirlik üzerinde geniş bir etkiye sahip. 2026 yılında yapay zeka, büyük veri analitiği, bulut bilişim ve otomasyon çözümleri, karbon ayak izinin izlenmesinden tedarik zinciri şeffaflığına, insan kaynakları yönetiminden kamu hizmetlerinin etkinliğine kadar geniş bir alanda sürdürülebilirlik performansını doğrudan etkileyen araçlar olarak öne çıkıyor. Bu dönüşüm, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk değil aynı zamanda verimlilik artışı, maliyet optimizasyonu ve kapsayıcı büyüme için stratejik bir kaldıraç konumuna taşıyor.

ORGANİZASYONEL YAPININ ÖNEMLİ PARÇASI

Tüm bu veriler ışığında, 2026'da sürdürülebilirlik sadece çevresel hedeflerle sınırlı kalmayacak, organizasyonel yapının önemli bir parçası haline gelerek yönetim kurullarının karar süreçlerinde ve şirket stratejisinde daha belirleyici rol oynayacak. Başarılı şirketler bu süreci sadece uyum çabası olarak değil, stratejik bir dönüşüm fırsatı olarak ele alırken, sürdürülebilirlik performansını ölçen ve raporlayan sistemlerin geliştirilmesi ile aynı zamanda paydaş güvenini artırma potansiyeli de taşıyor. Uzmanlar giderek acil hale gelen iklim değişimi konusunda uyarırken, şirketler büyümeden ödün vermeden daha sürdürülebilir bir şekilde iş yapma zorluğuyla karşı karşıya kalıyor. Bu dengeyi başarıyla kurabilen şirketler ise yalnızca çevresel etkileriyle değil, finansal performanslarıyla da öne çıkıyor. Nitekim geçen yıl TIME ve Statista, küçük karbon ayak izi, düşük su tüketimi ve atık üretim oranları ve yüksek yeşil enerji kullanımı ile karakterize edilen, hem olağanüstü finansal hem de çevresel performans sergileyerek sektörlerinde lider olan şirketleri belirlemek için Dünyanın En İyi Sürdürülebilir Büyüme Şirketleri sıralamasının ikincisini yayınladı. Türkiye'den Mavi, küresel ölçekte dikkat çeken bir başarıya imza atarak ikinci sırada yer aldı.

EN ÇOK OKUNANLAR