Ufuk Tarhan
tufuk@m-gen.biz

Her kuruma ve her ülkeye lazım!

Devletlerde de, şirketlerde de “Department of Future - Gelecek Bölümü” olması artık o kadar da uzak ya da zorlayıcı bir ihtimal değil. Zaten birçok şirket, uzun süredir disiplinler arası geçmişi olan, ekonomik verilerin, istatistiklerin, demografi ve teknik araştırmaların nasıl kullanılacağını bilen profesyonel fütüristleri istihdam ediyor

tufuk@m-gen.biz

 

Başkanlık seçimleri sırasında Donald Trump, Amerika’yı bir CEO gibi yöneteceğine söz vermişti. Oluşturduğu kabinede yer alanların iş geçmişlerine bakıldığında sözünü büyük ölçüde tutacakmış gibi görünüyor. Görünüyor görünmesine de ekonomi/siyaset yorumcuları; “Bu yetmez! Dediğini tam olarak yapmış sayılması için Fortune 500 şirketlerinin yaptığı en iyi şeyi de kopyalaması gerekir” diyor ve son olarak şu yorumda bulunuyorlar: “Dünyaya hükmeden şirketlerin fütürist/gelecekçi istihdam etmesi gibi hükümetin de uzun dönemli ulusal çıkarlarımızı şekillendirmek için mutlaka ‘Department of Future’-'Gelecek Bölümü’-Bakanlığı’ kurması, fütüristlerle çalışması gerekiyor.” Politico yazarı ve The Future Today Institute’un kurucusu Amy Webb’in Agenda’da yukarıdaki cümlelerle başlayan yazısını görünce  ‘budur!’ dedim. Gerçi o Amerika için yazmış ama savunduğu fikirler her ülke ya da her kurum için geçerli ve evrensel. Çünkü dünya sürücüsüz araçlar, yapay zekâ, nano-genetik editleme çalışmaları vb. Teknolojik gelişmeler yüzünden adeta yepyeni bir fazın yamacında.

 

 

AKILLI, SÜRDÜRÜLEBİLİR VE GELECEKÇİ STRATEJİLER GELİŞTİRİLİYOR

 

Ve tabii ki dünyanın lider şirketlerinin CEO’ları, uzun dönemli başarılarının yakın gelecekte gerçekleşecekleri neredeyse kaçınılmaz olan yeni araçlara, sistemlere, süreçlere göre donanma, hazırlanma kabiliyetlerine bağlı olduğunun farkındalar. Bunun olmaması için 10-20-50-100 yıl içinde dünyayı, ülkelerini ve şirketlerinin geleceğini etkileyebilecek senaryolar, olasılıklar üzerinde fütürist çalışmalar yaparak, akıllı, zeki, sürdürülebilir, gelecekçi stratejiler oluşturmaya çalışıyorlar. 

 

Devletlerde de, şirketlerde de “Department of Future-Gelecek Bölümü” olması artık o kadar da uzak ya da zorlayıcı bir ihtimal değil. Zaten birçok şirket, uzun süredir disiplinler arası geçmişi olan, ekonomik verilerin, istatistiklerin, demografi ve teknik araştırmaların nasıl kullanılacağını bilen profesyonel fütüristleri istihdam ediyor. Intel, IBM, Microsoft, GE, Unilever, BSH, Bosch, Siemens, 3M, Google, Ford gibi şirketler; geleceklerine, trendlere, kuruluşlarının ve endüstrilerinin 5, 10, 20, 30 ve hatta 50 yıl sonraki hallerine ilişkin senaryolar oluşturmak için fütüristlerle çalışıyor. Hatta Türkiye’de bile fütüristlerle çalışan şirketler var… 2006’dan bu yana kartvizitimde “fütürist” yazdığını, geçimimi sağlayan parayı da gelecekçi çalışmalarımla kazandığımı söylediğimde şaşıracaksınız belki ama artık durum bu…

 

YA ESKİLER DÖNÜŞECEK YA DA FÜTÜRİST DÜNYA LİDERLERİ İLE HEPİMİZ DÖNÜŞECEĞİZ

 

IBM'in bilgisayarları bir kenara bırakıp yapay zekanın önünü açan, artırılmış zekaya zemin hazırlayan, şeylerin internetine katkı yapan halleri, işte hep bu fütürist düşüncelerin ve bakış açısının eserleridir. Google'ın fütüristleri bugünün çocuklarının, gelecekte anne ve babalarından ya da insanlardan ziyade makinelerle konuşacağını uzgörebildikleri için Google’ın mühendisleri, “konuşma/iletişim arayüzlerinin” gelişmesine kafayı takmış durumda… Fütüristlerin yaptığı; olumlu ya da olumsuz olasılıkları dengeli, veri odaklı araştırmalarla sunmak ve sürprizlerin olabildiğince beklenen, etkilenebilen süreçlere dönüşmesine yardımcı olmaktır. Fütüristlerden beklenenler yalnızca; araştırma yapmaları ve tavsiye vermeleri değildir. Liderleri, şirket çalışanlarını ya da kabine üyelerini, hatta geniş halk kitlelerini ve akademisyenleri bu konuda eğitmek, gelecekçi bakış açısı ile düşünmeye, strateji geliştirmeye yöneltmektir. Şu anda, Trump dahil aşağı yukarı bütün siyasi liderlerin (Kanada başbakanını biraz daha ayrı bir yere koyabiliriz), pek çok şirketin başındaki anlı şanlı profilin ağzında sakız olan ‘iklim değişikliği, globalizasyon ve istihdam’ gibi konular, resmen ‘throwbacks to 1960’s’ yani 60’lı yıllarda kalmış konulardır. Sonuç olarak; ya eskiler dönüşecekler ya da yeni bakış açılarına sahip yeni, fütürist dünya liderleri ile hepimiz dönüşeceğiz…