Ufuk Tarhan
tufuk@m-gen.biz

Endüstri 4.0 ‘yeni normal’ ise…

‘Endüstri 4.0’ yeni normal ise şirketlerin en tepeden başlamak üzere kritik kadrolarına dair yetenek ve yetkinlik stratejilerinde ‘işveren markası’nın çok çok ötesine geçmeleri şart. 'Nıce to have’lerden, ‘must to do’lara geçilmesi gereken zamanlardayız. Şirketinizin geleceğini eski nesil ik yaklaşımlarına ve anlayışlarına kurban etmeyin!

Ufuk Tarhan / tufuk@m-gen.biz

 

CEO’ların, CXO’ların yani şirketin kaderini etkileyecek kaynakları yönetme yetkisine sahip olanların, sürdürülebilir büyüme için gelecek vizyonu ve stratejisi oluşturma sorumluluğu taşıyan tepe yöneticilerin ajandasında aşağıdaki maddeler en üst sıralarda ve öncelikli değilse, o şirketin vay haline! 

 

GELECEKTE BAŞARILI OLMAK İSTEYEN ŞİRKETLERİN ‘OLMAZSA OLMAZ/MUTLAKA’ LİSTESİ

1-Giderek ve hız kesmeden yükselen VUCA World’e (volatility, uncertainty, complexity, ambiguity/oynaklık, belirsizlik, karmaşıklık, belirsizlik), üstelik de çok çevik biçimde uyum sağlamak. 
2-İş modellerini gelecekçi, ileri teknolojilerle bütünleşebilen yeni ürün ve servislerle yeniden şekillendirip eskisinden de iyi olmak için öncelikle kritik alanlarda disruptive/bozguncu yaklaşım benimsemek. 
3-Hem alt yapıda hem ürün ve hizmetlerle ilgili her aşamada teknoloji konusunda agresif, cesur adımlar atabilecek, yatırımlar yapabilecek yapılanmaya geçmek. 
4-Yukarıdaki maddelerin gerçekleşmesi için 3Y’li (yetenekli, yetkin, yetkili) insanlarla çalışmak. İK stratejilerini ve kriterlerini vb. radikal biçimde yenilemek. 

 

CEO/CXO’LARIN YORUMLARI

Son bir yıl içinde geleceğin istediği yetkinlikler için eğitim aldınız mı? Bu konuda ne yaptınız? 
KPMG tarafından yapılan bir araştırmaya göre Endüstri 4.0’ın ‘yeni normal’ olarak kabul edildiği günümüzde artık CEO/CXO’ların;
> Yüzde 65’i teknolojik değişimi tehdit değil, fırsat olarak görüyor. 
> Yüzde 65’i global ekonominin büyüyeceğinden emin. 
> Yüzde 53’ü mevcut pazarlardaki pazar paylarını artırmaya odaklı. 
> Yüzde 64’ü pazar sinyallerini inovasyona çevirmekte iyi olduklarını belirtiyor. 
> Yüzde 74’ü güven, değerler ve kültür konularına eskisinden çok daha fazla önem veriyor. 
> Yüzde 68’i son bir yıl içinde yeni yetkinlikler kazanmak için eğitim aldığını söylüyor. 

Özellikle son madde çok dikkat çekici… Aslında oranın yüzde 100 olması gerekir. Çünkü her geçen gün çıtası yükselen kritik yetkinliklerin şirketlere en tepedeki çalışandan başlamak üzere kazandırılması rekabet avantajı ya da dezavantajı yaratacak en ama en önemli faktör. Yetkinlikleri geliştirmek, teknolojik gelişmelere uyumlamak ve yükseltmek için ise insan kaynakları yaklaşım, eğitim ve politikalarının hızla ve radikal biçimde değişmesi gerekiyor. Örneğin, Pluralsiht tarafından verilen rakamlara göre halihazırda, şirketlerin yalnızca yüzde 30’u mevcut İK eğitim içeriklerinden memnun. Yapılan araştırmalara göre rekabette ayakta kalabilen şirketlerde çalışanlar sürekli yeni yetkinliklerle donatılıyor. Global şirketlerde kişi başı ortalama yıllık eğitim harcaması 2 bin 400 dolar civarında. Çalışanların ve yöneticilerin tercih ettiği eğitim şekli ise yüzde 88 oranında online. 

 

İŞ DÜNYASININ GÜNCEL VE SICAK KONULARI

> İK ve eğitim konusunda şirketlerin yüksek nitelikli, potansiyel vaat eden çalışanlarına kendilerini ve ekiplerini geliştirebilmeleri için esnek, yüksek kalitede ve teknoloji temelli bilgi, çalışma koşulları ve öğrenme, deneyim, gelişim olanakları sağlaması,  
> Çalışanlara verilen mesajların ve yapılan uygulamaların bu doğrultuda, daima “Biz sizin yaşam koşullarınıza en uygun biçimde, en yüksek değeri katmanıza önem veriyoruz” şeklinde olması,  
> Esnek, online eğitim olanakları sunulurken, bir taraftan günü kurtarmak, bir taraftan da yetkinliklerini geliştirmek üzere öğrenmeye vakit ayırması gereken çalışanların hibritleşmesi gerekiyor.