PİYASALAR
Serhat Özeren
[email protected]

Neden bilgi toplumu olamıyoruz?

Bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Kalkınan, araştıran, üreten bir Türkiye hedefi için eğitim sistemimizde radikal reformlar yapmalıyız. Bilimde, sanatta ve sporda ilerlemek istiyorsak eleştirel düşünce yapısını çocuklarımıza kazandırmalıyız.

Serhat Özeren / [email protected]/ @serozeren

Bilgi toplumuna dönüşümü gerçekleştirmeyi, sürdürülebilir gelişmeyi ve yüksek rekabet gücüne ulaşmayı hedefleyen Türkiye için ‘eğitim’ stratejik bir öneme sahip. Gelişmenin, kalkınmanın, güçlü bir bilgi toplumu olmanın temel unsuru eğitimdir. Ülkemizdeki genç nüfusun, nitelikli insan gücü yaratmak için bir fırsat olduğu düşünüldüğünde, nitelikli eğitimin önemi bir kez daha açıkça ortaya çıkmaktadır. Eleştirel düşünme; bireylerin amaçlı olarak ve kendi kontrolleri altında yaptıkları, alışılmış olanın ve kalıpların tekrarının engellendiği, ön yargıların, varsayımların ve sunulan her türlü bilginin sınandığı, sorgulandığı ve farklı yönlerinin, açılımlarının, anlamlarının ve sonuçlarının tartışıldığı, fikirlerin çözümlenip değerlendirildiği, akıl yürütme, mantık ve karşılaştırmanın kullanıldığı ve sonucunda belirli fikirlere, kuramlara veya davranışlara varılan düşünme biçimidir. Maalesef çocuklarımıza eleştirel düşünce yapısını kazandıramıyoruz. Eleştirel yapı olmadığı takdirde alacakları eğitimin de fazla bir anlamı olmadığını biliyor, görüyor, yaşıyoruz. Zaten eğitim konusunda problemlerimizin olduğu hepimizin malumu! Eğitim alalım da nasıl alırsak alalım diye de bakabiliriz. Eğer kendi ayaklarımızın üzerinde duran demokrasisi gelişmiş bir ülke olmak; bilimde, sanatta ve sporda ilerlemek istiyorsak eleştirel düşünce yapısını çocuklarımıza kazandırmalıyız

BU HALE NASIL GELDİK?

1400’lü yıllarda Avrupa karanlık dönemleri yaşarken, İslam dünyası matematik, felsefe, fizik, astronomi gibi ilimlerde öncülük ediyordu. “Biz nerede hata yaptık?” sorusunu sorduğumuzda, aslında hepsinin temelinde, farklı düşünce yapılarını reddetmeye başlanmasını ve eleştirel düşünce yapısının kaybolduğunu görürüz. Peki, geçmişte yaptığımız hataları gördük mü? Maalesef hâlâ aynı hataları yapmaya devam ediyoruz! Çok fazla okul binasının olması, çok fazla öğretmen almak demek kaliteli eğitim anlamına gelmiyor. Eğitimle ilgili haberlere bakıyorum, öğretmen atamaları bekleniyor, şubatta şu kadar öğretmen atanacak. Ya da şu tarihte şu sınav var. İşin etrafından dolaşıyoruz, bir türlü temel probleme inemiyoruz. Problemin ana noktasıyla ilgilenmeyip popülist politikalara önem veriyoruz. Bir fanusta hem de gerçek bir fanusta yaşıyoruz. Eğitimde en temel başarı kriterimiz, sınavlardan elde edilen başarı puanları! Buna göre yarış düzenleniyor ve kendimizi, çocuklarımızı mutlu veya mutsuz, başarılı ya da başarısız hissediyoruz. Eğitimde radikal değişimler olmazsa dışa bağımlılığa ve düşük katma değerli üretime devam edeceğiz. Gençlerimiz neden yurt dışına gidip ülkelerine döndüklerinde daha başarılı oluyor? Daha fazla eğitim aldıkları için mi? Yoksa farklı düşünebilme, eleştirel düşünme yapısını kazandıkları için mi? Bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Kalkınan, araştıran, üreten bir Türkiye hedefi için eğitim sistemimizde radikal reformlar yapmalıyız.

BİLGİ TOPLUMU OLMA YOLUNDA 24 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN ÖNEMİ! 

Önümüzde 24 Haziran seçimleri var ve bu seçimlerden gerçekten umutluyum! Beni umutlandıran, oluşacak yeni devlet yapısı ile tüm bu sorunlara ivedilikle kalıcı çözümler üretileceğine olan inancım. Neden derseniz? Bakanlıklar arası güç dengeleri, bakanların seçmen ve seçim kaygıları, tepe yönetimlerde politik baskı ve denge unsurları bitiyor. Bürokrasinin azalması için fırsatlar ortaya çıkıyor. Devletimizin, daha hızlı, daha güçlü, daha şeffaf, daha iyi hizmet eden, daha iyi yönetilen yeni bir sisteme kavuşacağına inanıyorum. 24 Haziran sonrasını iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Kısır politikaları bırakıp bürokrasiyi azaltıp var gücümüzle eğitime, bilime, Ar-Ge’ye ve üretime odaklanmamız şart.

24 Haziran seçimlerin ülkemize, milletimize şimdiden hayırlı olmasını dilerim. Kazanan ülkemiz olsun, milletimiz olsun…