Geleceği birlikte yaratmak

Geleceği birlikte yaratabilme cüretini gösterebilmek için ‘güvenlik halatlarını’ çözüp kendimizi konfor alanımızın dışına atabilmemiz gerekiyor. Bilinmeze doğru ilerlemekten hatta bazen bilinmezin içine atlamaktan da korkmamak gerekiyor. İşte bunu başarabilmek, bence doğru liderliğin gerçek göstergesi…

Murat Yeşildere / murat.yesildere@platinonline.com

 

Bu köşenin sürekli takipçileri liderliğin farklı alanlardaki yansımalarını yorumlamaya çalıştığıma defalarca tanık oldular. Aslında bu çabanın arkasında, liderliğin farklı alanlardaki uygulamalarına rağmen tanımının basit ve tek olduğuna yönelik inancım yatıyor. Kişisel inancıma göre liderliğin tanımı ve refleksleri ülkeler, sektörler, fonksiyonlar arasında değişkenlik göstermiyor. Ancak bu saptama ile önünüze çıkarken, önemli bir varsayımın altını da çizmem gerekiyor; benim iddiamın arkasında ‘doğru liderler’ ve onların reflekslerinden ortaya çıkacak ‘doğru liderlik tanımı’ yer alıyor.  İçinde bulunduğumuz coğrafyada, unvanı, seviyesi, rolü, uzmanlığından bağımsız olarak, sıklıkla ‘her şeyi bilen liderleri’ arıyoruz, arzu ediyoruz. Odaya girdiğinde, söylemeye hacet olmadan problemi, sıkıntıyı anlayacak sonra da hızla teşhis koyup reçeteyi yazacak, sonrasında da yoluna devam edecek ‘süper kahramanları’ etrafımızda ‘lider’ olarak görmek istiyoruz. Dolayısıyla aslında aradıklarımız; her şeyi bilen, her konuda uzman olan, bilmediği konularda da ahkam kesmeye cüreti ve iştahı olan profiller; başka bir deyişle ’çok fonksiyonlu İsviçre çakıları’… “Ben bunu bilmiyorum” cümlesini ağızlarına almayan, günah gören liderleri seviyoruz; kimbilir belki de bizim güvensizliklerimize iyi geldikleri için…

 

İTAAT ETMEYİ ZAYIFLIK OLARAK GÖRMEYEN KAÇ KİŞİ TANIYORSUNUZ?

Peki biz bunu hayal ederken, dünya nereye doğru gidiyor? VUCA ortamının hakim olduğu küresel düzende artık karşımızda o kadar çok bilinmeyen var ki, çoğu zaman neyi bildiğimizi ve neyi bilmediğimizi de bilmiyoruz, farkında değiliz. Seneca, yüzyıllar önce “Lider itaat etmeyi bilendir” demiş. Şimdi bir an düşünün, çevrenizde itaat etmeyi bilen kaç tane ‘adı lider’ ama ‘tadı farklı’ yönetici var? Hatta itaat etmeyi zayıflık olarak görmeyen kaç kişi tanıyorsunuz? Bu ülkenin rol modeli spor yöneticisi çıkıp “Ben artık öğrenmem, ancak öğretirim” dediğinde, kaçımız tepki gösterdik? Kalkan ellerin sayısı eğer o kadar çok olsaydı, şu anda o yönetici Türk sporunun merkezinde hala aynı yaklaşım ve zihniyeti temsil eder şekilde olamazdı herhalde… 

 

ORTAK AKIL YARATMA REFLEKSİ

İtaat etmeyi bilen liderler aslında zayıf yanlarını bilen, bilmediğini de öğrenmeye, anlamaya, gelişmeye açık bireyler; içinde bulunduğumuz belirsizliğin, karmaşıklığın, değişkenliğin olduğu ortamlarda yüksek performansı sağlayabilmek de ancak apoletli ceketlerini ve odalara sığmayan egolarını kapıda bırakabilmeyi beceren liderlerin çabaları ile mümkün olabilecek. Bu zihniyetteki liderlerin sayısının artması ile aslında az rastlanan başka bir refleksi de daha fazla gözlemleme imkanı bulabileceğiz; o da ortak aklı yaratabilmek ve beraber kullanabilmek. Dünya artık problemlerini, darboğazlarını her konuda bilgili ve yetkin uzman ya da danışmanlarla veya ‘her şeyi bilen’ liderlerle çözmüyor. Aksine geleceği ‘birlikte yaratabileceği’ (co-creation) birarada çalışacak ekiplerin çeşitliliğini de kullanarak yol almaya çalışıyor. Geleceği birlikte yaratabilme cüretini gösterebilmek için, ‘güvenlik halatlarını’ çözüp kendimizi konfor alanımızın dışına atabilmemiz gerekiyor. Bilinmeze doğru ilerlemekten hatta bazen bilinmezin içine atlamaktan da korkmamak gerekiyor.

Aslında “Ben bunu bilmiyorum” diyebilmek, “Bana yardım edin” çağrısında bulunabilmek; zayıflığın, eksikliğin değil, gerçek gücün ve özgüvenin göstergesi. Bunları dile getirebilenler ise ‘geleceği birlikte yaratmaya’ soyunacak, fark yaratacak gerçek liderler. 

Şimdi, karar sırası sizde! Tekere çomak sokma cüretini gösterecek ve bu yolla da fark yaratacak, birçok şeyi bilmediğini itiraf edecek bir lider mi olacaksınız, yoksa her şeyi bildiğinizi söylemeye devam ederek, dergideki köşe komşum değerli akademisyen Deniz Gökçe’nin deyimi ile ‘HBB’* liderlerin arasında kalmaya devam mı edeceksiniz ?  

*HBB liderin açılımını sizin yaratıcılığınıza bırakıyorum.