Bir küçücük 'badem'cik

Her ne kadar beynin kontrolü amigdalaya bırakması, sıklıkla bizi rasyonaliteden çıkartıp ‘panik’ moduna soksa da ‘amigdala’nın duygusal bir oto-pilot modu olduğunu söylemem gerek. İşte o oto-pilot, hayatımızdaki birçok yaşanmışlığı kaydederek, duygusal hafızamızın esneme sınırlarını belirliyor.

Murat Yeşildere / murat.yesildere@platinonline.com

Daha önce de dile getirmiştim; insan vücudunda, varoluşundan bu yana en az değişim ve gelişim gösteren organ, sıkı durum, beyin! Herkese ‘akıl’ veren beyin, kendi gelişimini asırlardır hatta bin yıllardır ihmal etmiş. İlk insanın 3F olarak tanımlanabilecek refleksleri, ‘Fight, Flight, Freeze’ (Savaş, Kaç, Hareketsiz Kal) hâlâ geçerli. Aynı ilk insanın reflekslerinde olduğu gibi karşımızdakini gözümüze kestirirsek savaş için, mücadele için, kavga için üzerine saldırma refleksimizi harekete geçiriyoruz. Avcı olup avın peşinden gidiyoruz. Olur da ‘rakibimiz’ gözümüzü korkutursa, o zaman ideal yol ‘tabanları yağlamak’ yani kaçmak. Karar veremiyorsanız, gözünüze kestiremiyorsanız, o zaman risk almayın. Donun ve hareketsiz bekleyin. Bırakın ‘rakibiniz’ önce hareket etsin. İşte bütün bu tiyatroyu yöneten de beynin içindeki ‘adem’ yani ‘amigdala’! 

AMİGDALA VE BEYİN, EL BİRLİĞİ İLE ALIŞKANLIKLARI BELİRLİYOR

'Amigdala'yı çeşitli kaynaklardan araştırıp yakından tanıyabilirsiniz.. Sonuç olarak da beynin ‘duygusal hafıza ve duygusal tepkilerin oluşmasındaki primer role sahip bölgesi’ olduğunu öğrenebilirsiniz. David Eagleman’ın efsane kitabı Beyin’de ise amigdala’nın beynin en ‘kriz yönetim merkezi’ olarak tanımlandığına ulaşabilirsiniz. ‘Amigdala’nın kriz dönemlerinde devreye girmesi, aslında kontrolün ele geçmesinden ziyade kontrolün ele geçirilmesini de içeriyor. Hatta amigdala duygusal hafızaya da hükmettiği için özellikle sıkıntılı olabilecek hatta korku duygusunun tetiklendiği anları öyle zenginlikle resmedebiliyor ki, korkunun düzeyi de artıyor. Sonuç olarak ‘amigdala’nın etkisi ile kontrolden çıkmaya daha da fazla meyledebiliyoruz. Kuşkusuz amigdala hep kötü ve olumsuz etkiler yaratmıyor. Her ne kadar beynin kontrolü amigdalaya bırakması, sıklıkla bizi rasyonaliteden çıkartıp ‘panik’ moduna soksa da, ‘amigdala’nın duygusal bir oto-pilot modu olduğunu da söylemem gerek. İşte o oto-pilot, hayatımızdaki birçok yaşanmışlığı kaydederek, duygusal hafızamızın esneme sınırlarını belirliyor. Sonuç olarak da amigdala ve beyin, el birliği ile ‘alışkanlıkları’ belirliyor, oluşturuyor. Bilinçsiz ön yargılar kapsamında tahammül sınırlarını tanımlıyor. Alışkanlık sınırları içinde kaldığımız sürece de beyin aslında kendisini en az çalışma moduna alarak, bir nevi stand-by’da kalıyor. İşte bu yüzden, bilinçsiz ön yargılar kapsamında, çeveremizde tanıdığımız insanların olmasını istiyoruz. Hergün evden işe, işten eve aynı yolu kullanarak gidiyoruz. Ailecek aynı restorana, arkadaşlarla aynı kafeye gidiyoruz. Listeyi uzatmak mümkün ama bu alışkanlıklar silsilesi, çoğu zaman duygusal olarak bizi şaşırtmaktan uzak olduğu için konformist yaklaşımımız öğrenme kapasitemizi ve hatta mutluluğumuzu da etkiliyor. Ancak hayatımızdaki sürprizleri minimize ettiğimiz için, olası hayal kırıklıklarından da kaçabilmeyi başarıyoruz. 

HERKESİN AMİGDALASI KENDİNE

Ne var bunda, dediğinizi duyar gibiyim. Kuşkusuz, herkesin amigdalası kendine! Ancak örnekler gösteriyor ki, alışkanlıkların domine ettiği hayatlarda öğrenme imkanları azaldığı için yaşanmamış hayatlar hepimizi daha da mutsuz ve tatminsiz hale getiriyor. Haydi dayanamayacağım, bir boyut daha ekleyelim… Yaşanmamışlıklar ölüm korkusunu artırıyor; yine amigdala üzerinden tabii… Daha yapacak çok şeyimiz olduğunu hissetmek, hayatı uzatmayı ve ölümü geciktirmeyi öncelikli motivasyon haline sokuyor.  Ya işte böyle! Bir küçük bademciğin, amigdalanın marifetleri anlatmakla bitmiyor. 

Bugünden tezi yok, hiçbirşey yapmıyorsanız eve farklı bir yoldan gidin. Hiç ilginizi çekmeyen, bilmediğiniz bir konuda dergi ya da kitap alın. 

Okumaya, anlamaya hatta sonrasında birilerine anlatmaya çalışın. İş yerinde yemekte hiç tanımadığınız bir çalışma arkadaşınızın masasına oturun. El birliği ile şaşırtalım şu küçük bademciği…