Aşk Olmadan, İş Olmaz!

Çalışma ortamı, biçimi, sektörü ve birlikte çalışılan paydaşlara yönelik sınıflandırmayı daha da derinleştirebiliriz. Hatta daha farklı sınıflandırma kriterleri de getirebiliriz. Ancak değişmeyen tek bir sonuç var. Neyi, nerede, nasıl, kiminle yaparsak yapalım, birbirimize güvenmiyoruz.

Murat Yeşildere / murat.yesildere@platinonline.com

Her gün sabah kalkıp hayatınızı kazanmak için bir yerlere çalışmaya gidiyorsunuz. Kiminiz bir ofise, kiminiz bir fabrikaya, bir mağazaya, bir banka şubesine; belki bazılarınız sokaklara hatta bahçeye, tarlaya... Farklı farklı sektörlerde çalışıyorsunuz; bankacılık, finans, sağlık, tüketim, hizmet, teknoloji, hatta devlet, yani kamu kurumları ya da üçüncü sektör, sivil toplum örgütleri… Kiminiz kas gücünüzü daha fazla kullanıyorsunuz, kiminiz ise daha fazla beyin gücünüzü, bazılarınız ise duygularınızı, yaratıcılığınızı, hatta azınlıkta iseniz belki hayallerinizi… Nerede çalıştığınızdan, kiminle olduğunuzdan ve yaşamınızı finansal olarak idame ettirmek için daha çok neyi kullandığınızdan bağımsız olarak çevrenizde az ya da çok sayıda başka insanlar var; çalıştığınız takımın parçası olarak insanlar var, meslektaşlarınız var, iç ya da dış müşterileriniz var, rakipleriniz var… Çalışma ortamı, biçimi, sektörü ve birlikte çalışılan paydaşlara yönelik sınıflandırmayı daha da derinleştirebiliriz. Hatta daha farklı sınıflandırma kriterleri de getirebiliriz. Ancak değişmeyen tek bir sonuç var. Neyi, nerede, nasıl, kiminle yaparsak yapalım, birbirimize güvenmiyoruz! Yapılan bir araştırma* gösteriyor ki, hemen hemen hiçbir meslek grubunda profesyoneller aynı alanda görev yapan meslektaşlarına güvenmiyorlar. Güven seviyesi sektörden sektöre biraz değişiyor. Örneğin, en düşük güvenilen profesyoneller reklam sektöründe; aynı sektörde çalışan reklam profesyonelleri sektördaşlarının yüzde 43’ünün işlerini yapabilecek yetkinlikte olmadığını ifade etmiş. Teknoloji sektörü için güvensizlik oranı yüzde 39’a gerilemekle birlikte, hâlâ toplam sektör çalışanlarının üçte birinin üzerinde kalmış. Gayrimenkul sektöründeki aracıların ise yüzde 38’inin kendi işlerini yapmaktan aciz olduğu, gene kendi meslektaşları tarafından iddia edilmiş.

YETKİNLİĞİNE EN ÇOK GÜVENİLEN ÇALIŞANLAR

İnşaat işçileri ve sağlık sektöründeki ilkyardım görevlileri meslektaşları tarafından yetkinliklerine en çok güvenilen profesyoneller olarak ön plana çıkıyor. Tesadüf mü, bilemiyorum ama ‘el işi’ yapanların kullandıkları becerilerin sonuçları anında ve gözle görülürken; beynini, yaratıcılığını hatta liderlik yetkinliklerini kullanan profesyonellerin katkısı daha uzun vadede hissediliyor. Hatta zaman zaman subjektif bir gözle değerlendiriliyor. Sonucunda da ‘katkısı’ gözle, hemen görünen profesyoneller daha ‘güvenilir’ olarak algılanıyor. Aynı meslekte, zaman zaman sırt sırta, zaman zaman da yan yana mücadele ettiğiniz, iş birliği yaptığınız meslektaşlarınıza güven duymamanızın sonuçlarını birlikte tartışabiliriz. Ayrıca, kendimize olan güvenimizin, ‘ötekilere’ duyduğumuz güvenin çok üstünde olduğunu her zaman görüyoruz. İstatistik bilimi herhangi bir konuda, yetkinlik, katkı veya performansımızın ortalama veya altında olduğunu gösterse de, gönül öyle demiyor tabii… Örneğin, istatistik biliminin hükmettiği gerçeklere rağmen, yıllardır yapılan araştırmalar gösteriyor ki, toplumun yüzde 93’ü ortalama veya üzerinde sürücüler olduğuna inanıyor.

ÇÖZÜME NASIL ULAŞILIR?

Kıssadan hisse çıkartmak gerekirse meslektaşlarının yetkinliklerine, performansına, katkısına güvenmeyen bireylerin gene bireysel olarak buldukları çözüm ne olur dersiniz? Güvensizliğin gelecek ve sonuçla ilgili yarattığı endişeleri bir kenara bırakırsak, yazıda atıfta bulunduğumuz ankete katılanların yüzde 20’si hiçbir zaman katkılarının tamamını vermediğini itiraf etmiş.  Dikkat edin, bunlar da itiraf edenler. Yani her beş kişiden biri diyor ki, “Ne yorayım kendimi, kifayetsiz meslektaşlarım için, kendime bırakırım bir dudak payı yaptığım her işte!” Siz siz olun, ‘mış gibi’ yapmayın. Önce kendinize sonra meslektaşlarınıza güvenin. Hem kendinizi hem de çevrenizi geliştirmeye çalışın. Eğer hiçbirini beceremiyorsanız, değiştirin içinde bulunduğunuz ortamı, odayı, kurumu, sektörü… Zira güven olmadan sevilmez; aşk olmadan da iş olmaz!  

*Dropbox Survey; The Guardian 07.12.2017