İş-Özel Yaşam Dengesi ve Mutluluk II

Hayattaki varlık sebebinize hizmet etmeyen bir işte çalışıyorsanız ya işinizi değiştirin ya da hayattaki varlık nedeninizi işinizle uyumlu bir duruma getirin

abaltas@acarbaltas.com / twitter: @acarbaltas

 

Geçen yazımızda iş-özel yaşam dengesini kurmak konusunda, kişinin yaptığı iş ile hayattaki varlık nedeni arasında köprü kurmasının önemli olduğunu belirtmiştik. Bir anlamda kişinin biri işi yaparken aldığı haz, o işten kazandığı parayı harcarken aldığı hazdan fazlaysa, kişi iş-özel yaşam dengesini kurarken daha az zorlanır. Bu noktada yaptığı işe yüklediği anlam önem kazanır. İnsanları memnun eden ve kuruma bağlılığına etki eden faktörler şunlardır: Ücret, statü, sorumluluk, çalışma koşulları, kurum iklimi, iş güvenliği ve kişiye uygulanan denetleme koşulları...

 

Sıraladığımız bu faktörlerin çalışan lehinde olumlu olarak düzenlenmesi çalışanı 'memnun eder' ve 'bağlılık' yaratır. Motivasyonun kelime anlamı, 'bir hareket için istek duymak'tır. Bu isteğin kaynağı içeriden ya da dışarıdan olabilir. İnsanların herhangi bir konuya motive olması, üç temel özelliğe bağlıdır. Bunlardan ilki yeterlilik; yani kişinin kendisini yeterli hissetmesidir. İkincisi, çaba ile ödül arasındaki ilişkidir. Üçüncüsü ise kişinin işi üzerinde kontrol olanağının olmasıdır. Bir işin çalışanı motive etmesi ve anlam duygusu doğurması için, çalışana işi üzerinde kontrol imkânı vermesinin yanı sıra, 'öğrenme ve gelişme imkanı sunması' ve 'başarı duygusu yaşatması' gerekir.

 

İş-özel yaşam dengesinin bileşenleri

Günümüzdeki iletişim imkânları, çalışanların tatildeyken de işleriyle ilgilenmelerine imkan sağladığı gibi giderek bunu zorunlu da kılmaktadır.

 

İş-özel yaşam dengesini kurmayı kolaylaştıran etkenler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

 

Yolda geçen zaman: ABD’de yapılan bir araştırma, yola harcanacak her bir saat fazla zamanın karşılığının 40 bin dolar olması durumunda, yaşam kalitesinde doğan kaybı telafi edebileceğini ortaya koymuştur.

Uzun çalışma saatleri: Yüksek ücrete rağmen gerçekçi olmayan iş yükü ve çok uzun çalışma saatleri çalışanı mutsuz eder. Hatta para karşılığı bedenini satmış bir köle gibi hissetmesine neden olabilir.

Yıllık tatil: Hangi nedenle olursa olsun, yılda en az iki hafta, mümkünse bölerek tatil yapmak gerekir. Bu tatil, zihnin ve bedenin kendisini yenilemesi açısından önem taşır.

İşten sonra sosyalleşme: İşten sonra arkadaşlarla geçirilen bir süre hem arkadaşlığı geliştirmekte hem de kişiyi rahatlatmaktadır.

Doğru patron veya yönetici: Gallup’un sağlıklı yaşam konusunda yaptığı araştırma, doğru bir patronla çalışmanın iş doyumu konusunda en büyük belirleyici olduğunu ortaya koymuştur(1). İyi patron veya yönetici olarak tanımlanan kişilerin özellikleri ise yaklaşılabilirlik, geribildirim, beklentiler, delegasyon, iyi dinleyici, güven ve ilgi olarak sıralanıyor.

Öğretme imkânı: İşlerinde başkalarına bir şeyler öğretir konumda olanların, mesleklerinde daha çok doyum yaşadıkları görülmüştür.

Olumlu tutum: Yaşam doyumu önemli ölçüde kişinin tutumu ile yakından ilgilidir. Etmek üzerine kuruludur.

 

Sonuç

İş sadece hayatımızı kazanmak için bir araç olmayıp potansiyelimizin ve gücümüzün sınırlarını test edebileceğimiz ve hayattaki varlık nedenimize hizmet edebileceğimiz bir alandır. İnsan hayattaki varlık nedeniyle yaptığı iş arasında bir köprü kuruyorsa, yaşam doyumu yükselir. Kişinin işini yaparken aldığı zevk, o işten kazandığı parayı harcarken aldığı zevkten fazlaysa, kişi anlamlı bir hayat yaşıyor demektir.

 

Kaynakça:

1. Harter JK, Schmidt FL, Keyes CL. Well-being in the workplace and its relationship to business outcomes: a review of the Gallup studies. “Flourishing: Positive psychology and the life well-lived” 2003; APA.