Hayat ve futbolda zayıf ve güçlü halka

Basketbolda hücum etkinliği, futbolda ise savunma etkinliği ile şampiyon olunur. Bu nedenle basketbolda yetenekli oyuncu sonucu değiştirirken, futbolda savunma için gerekli olan işbirliği, yardımlaşma, dayanışma ve dolayısıyla takım ruhu şampiyonluğa götürür.

Prof. Dr. Acar Baltaş / abaltas@acarbaltas.com / twitter: @acarbaltas

Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’nde grup maçlarını lider ve yenilgisiz tamamlayarak Türk futbol tarihinde çıtayı bir basamak daha yükseltti ve bir sonraki aşamada grup maçlarını ikinci sırada tamamlayan ve bu yılın favorileri arasında gösterilen Bayern München ile eşleşti. Bu eşleşme futbol otoriterleri tarafından, istatistikler ve büyük veri açısından değerlendirilerek, Beşiktaş’a çok az şans verilmesine neden oldu. Bu görüşlerini desteklemek için bazıları rakip takımın forvet oyuncusu Lavandovski’nin değerinin Beşiktaş takımına eş olduğunu ileri sürdüler. Futbol alanında yorum yapanların büyük çoğunluğu analitik perspektiften değerlendirme yapmaktan çok uzaktır. Bu nedenle ekranlardan sıklıkla ‘topun da canı var’, ‘top istemedi’, ‘biraz da şans olacak’ gibi sistemli düşünme disiplinine sahip olan insanlar için anlam taşımayan yorumlar duymak olağandır. Diğer taraftan futbolun güzelliği ve kitleler için çekici gelme nedenlerinin başında, basketbolda neredeyse imkansız olan, zayıfların güçlüler karşısında gösterebileceği sürprizlere açık olması gelir. Basketbolda bu tür sürprizlerin çok zor olmasına karşılık futbolda neden mümkündür ve bu toplumsal sorunların çözümü için bir anlam taşır mı? Yakın zamanda uluslararası bir toplantıda dinlediğim Malcolm Gladwell’in konuşmasında kullandığı bir kavramdan yola çıkarak konuyu ele almaya karar verdim. 

TRANSFERDE EN İYİYİ ALMAK 

Öncelikle şu soruyu sormak yerinde olur. Futbolda transfer döneminde mümkün olan en iyi oyuncuyu mu almak, yoksa en zayıf oyuncunun yerine ondan daha iyi olanını mı almak uygundur? Yorumcuların büyük çoğunluğu en iyileri almadan başarının gelemeyeceğine inanır. Ayrıca taraftarı tribünlere çekmenin yolunun iyi oyuncuları almaktan geçtiğini söyleyerek, görüşlerine bir de ekonomik derinlik kazandırdıklarını düşünürler. Ancak bu tercih doğru değildir çünkü düşük skorlu bir oyun olan futbolda kötü oyuncular daha çok hata yaptığı için sonuç üzerinde etkili olur. Futbol son derece interaktif bir oyundur. Bunun anlamı şudur: Hiçbir futbolcu tek başına topu bir kaleden alıp diğerine kadar gidemez. Bunu günümüzde dünyanın en iyi oyuncuları olarak kabul edilen ne Messi ne de Ronaldo başarabilir. Takım arkadaşlarıyla alışveriş içinde olmak ve paslaşmak sonuca gitmek için zorunludur. Dünyanın en hızlı karşı kaleye giden takımlarından biri olan Totenham için bile dört pas gerekmektedir. Bu nedenle futbol, Malcolm Gladwell’in tanımına göre bir ‘zayıf halka’ oyunudur. Yine aynı nedenle şampiyonluğa giden bir takım yapmak için 40 milyona bir oyuncu almak yerine 10 milyona dört oyuncu almak daha doğru bir anlayıştır. İyi oyuncuların seyirciyi tribüne çektiği kısmen doğrudur ancak bunun süresi üç veya beş maç ile sınırlıdır ve seyirci beklenen mücadele ve takım oyununu göremezse tribünde kalmaz. Kalsa da protestolarıyla takıma zarar verir. Taraftarı yıl boyu tribünde tutan iyi takım oyunu ve oyuncuların son düdüğe kadar sürdürdükleri mücadeledir. Buna karşılık basketbol bir ‘güçlü halka’ oyunudur. Etkileşim futbol ile kıyaslandığında çok daha sınırlıdır ve yüksek skorlu bir oyun olduğu için hataların belirleyici olduğu bir oyun değildir. Bir oyuncu topu sahanın bir ucundan alır ve sonuna kadar taşıyarak sayı yapabilir ve tek bir iyi oyuncu tek başına bir takımı sırtlayarak şampiyonluğa taşıyabilir. Bu nedenle de iyi bir oyuncuyu daha iyi bir oyuncuyla değiştirmek sonucu değiştirir. 1999’da Michael Jordan; Chicago Bulls’u, 2010’da Kobe Bryant; LA Lakers’ı, 2015 yılında Stephen Curry; Golden State Warriors’ı neredeyse tek başlarına şampiyonluğa taşımışlardır. Benzer şekilde 2017 yılında Bogdan Bogdanoviç, Fenerbahçe’nin EuroLeague şampiyonluğunu kazanmasında başrolü oynamıştır.

FUTBOLDA KARAKTER, BASKETBOLDA YETENEK

Futbol ve basketbol arasındaki önemli farklardan biri de takım içindeki etkileşimidir. Basketbolda hücum etkinliği, futbolda ise savunma etkinliği ile şampiyon olunur. Bu nedenle basketbolda yetenekli oyuncu sonucu değiştirirken, futbolda savunma için gerekli olan iş birliği, yardımlaşma ve dayanışma ve dolayısıyla takım ruhu şampiyonluğa götürür. Bunun için de oyuncuların karakter özellikleri önem taşır. Dünyanın her yerinde futbolcuların büyük çoğunluğu arka sokaktan yetişir. Bu nedenle genç oyuncuları ünlü ve zengin olmadan yaşayacakları baskıya hazırlamak gerekir. Barselona’nın başarısının arkasında La Masia adını verdikleri altyapı organizasyonu vardır. La Masia nın eğitim sisteminin ilginç özelliklerinden başında, bir gün içinde futbola sadece 90 dakika ayrılması gelir. Bu sürede hocalar top kontrolü ve taktik eğitimi verirler ve günün geri kalan bölümü genç zihinleri eğitmeye ayrılır. Bu eğitimin içinde saygı, sorumluluk, adanma, disiplin ve alçak gönüllülük temellerine dayanan olumlu tutum ilkeleri ve değer gelişimi yer alır. Bu nedenle oyuncuları sadece yetenekleri ile değil karakter gelişimi ve potansiyelleri ile değerlendirmek; yorumcu olmak için meziyetleri sadece futbol oynamış olmak olan yorumcuları aşar. Çünkü geçmiş performans, gelecekteki performansı ancak bağlam değişmediği takdirde öngörebilir. Oysa küçük bir takımdan büyük bir takıma veya kente gelmek veya uyum sağladığı takım arkadaşlarından başka takıma uyum sağlamak zorunluluğu, hemen her zaman bağlamın değişmesine neden olur. Bu nedenle futbol gibi etkileşimi yüksek bir oyunda başarıya giden yol güçlüleri toplamaktan geçmez.

EĞİTİMDE HANGİ OKULLARI DESTEKLEMELİ?

Konuyu futbol alanından toplumsal kalkınma alanına taşıdığımızda benzer perspektiften yararlanmak mümkündür. Ülkenin kalkınması için zayıf halka yaklaşımının mı yoksa güçlü halka yaklaşımının mı daha yararlı olduğuna karar vermek, seçilecek stratejiyi belirlemek açısından önem taşır. Güçlü halka yaklaşımını benimsemek, ülkenin en güçlü eğitim kurumları olarak seçilecek olan lise ve üniversitelerin desteklenmesi ve bu kurumlara yüksek oranda maddi kaynak aktarılması anlamına gelir. Buna karşılık zayıf halka yaklaşımını seçmek, ülkedeki tüm eğitim kurumlarımda ortalamayı yükseltecek kaynak dağılımını tercih etmek demektir. Bileşik kaplar yasasının ülke için de geçerli olduğuna inanılıyorsa tercihin, ikinci seçenek olması gerekir. Ülkede eğitim ortalaması düşük olsa da, eğitilmiş elitlerin yöneteceği ülkede yaşamanın daha iyi olduğuna inanılıyorsa, güçlü halka yaklaşımı tercih edilebilir. Ancak unutmamak gerekir ki, eğitim sistemine gıpta ettiğimiz Finlandiya ve diğer İskandinav ülkelerinde en iyi sınıflar ile en zayıf sınıflar arasındaki fark yüzde yirmiden fazla değildir. Bu nedenle temel tercihin yapılması ve kaynakların sistemli bir şekilde yönetilmesi gerekir. Bu tür yaklaşımların politik yatırım ve günü geçiştirmenin ötesine geçmesi de düzenli ölçüm uygulamaları ve ara düzeltmelerle mümkün olur. Oysa günümüzde eğitim alanındaki temel tercihlerle ilgili kararların çoğu dar bir grup içinde alınmaktadır. Böylece eğitim gibi çok kapsamlı bir sorunun hızlı, ucuz ve kolay bir çözümü olacağına inanılmaktadır. Oysa defalarca yaşandığı gibi, bu çözüm çok kere sorunların daha büyümesine ve toplumda güven kaybına neden olmaktadır. 

SONUÇ

Bütün bu yazdıklarımın ışığında, bir ‘zayıf halka’ oyunu olan futbolda, çıtayı bir adım daha yükseğe taşımak için Beşiktaş’ın üst tura çıkma şansının, önem verdiği maçlarda oynadığı mükemmel takım oyunu ile futbol mucizelerinin ötesinde gerçekleşme ihtimali olduğuna inanıyorum. Dileğim, ülkeyi yönetenlerin de eğitim alanında ülkemizi bir üst lige çıkartacak benzer tercihleri bilinçli olarak yapmalarıdır.