Astrolojinin büyüsü

Dünyaya geldiği sırada gezegenlerin ve yıldızların konumunun insanın kişiliğini nasıl etkilediğini araştıran astroloji, bilimsel kanıtlara dayanmamasına rağmen çok popüler.

Prof. Dr. Acar Baltaş / abaltas@acarbaltas.com / twitter: @acarbaltas

İnsanlar, kendilerine duymak istedikleri şeyler söyleniyorsa kabullenmeye hazır olurlar. Dünyaya geldiği sırada gezegenlerin ve yıldızların konumunun insanın kişiliğini nasıl etkilediğini araştıran astroloji, bilimsel kanıtlara dayanmamasına rağmen çok popüler. İstisnalar dışında hemen bütün gazetelerin fal köşeleri vardır. İnsanlar da büyük çoğunlukla günlük fallarını merakla okumakta ve tahminlere dayalı kişilik tanımlamalarını o an için onaylıyor. Astrolojinin gazetelerin magazin sayfalarını süslemesinin ve günlük fallarıyla insanların kendisini eğlendirmesinin hiçbir sakıncası yoktur. Yaklaşmakta olan yeni yılda da burçlara göre yapılacak yıllık tahminler hayata renk katacak ve okunduktan birkaç dakika sonra da unutulacaktır. Sosyal ortamlarda astrolojiye dayalı kişilik yorumları eğlendirir ve bu konunun meraklılarının ilgi toplamalarına imkan verir. Ancak zaman içinde astrolojinin iddiası insanları eğlendirme ve oyalama sınırlarını aşmaya başladı. Yaşamınıza hâlâ bir yön vermediğinizi mi düşünüyorsunuz? Para konusunda endişeleriniz mi var? En mutlu olmanız gereken zamanlarda içinizi bir hüzün mü kaplıyor? Aşkta aradığınızı bulamadınız mı?
Bu sorulardan bir veya birkaçına ‘evet’ diye cevap verdiyseniz, yardıma ihtiyacınız olduğu anlaşılır. Bu durumda size ‘kim’, ‘nasıl’ yardım edebilir? Koşulları değiştirmek bizim elimizde değildir ama siz kendinizi tanıyıp anladığınızda sorunlarınızı halledebilir, hak ettiğiniz başarı ve mutluluğa kavuşabilirsiniz. Bu konuda size astroloji yardımcı olacaktır.

SİZE KENDİNİZİ TANITALIM

Astroloji konusundaki inancın ne kadar güçlü ve yaygın olduğunu, İstanbul Üniversitesi’nde ders verdiğim yıllarda, ‘Psikolojiye Giriş’ dersinde ‘kişilik’ konusunu işlerken fark ettim. Sınıfımdaki öğrenciler arasında kişilik psikolojisinin kuramsal ve bilimsel temellerini, astroloji konusundaki bildikleriyle örtüştürmeye çalışan öğrencilerin çokluğu beni hayrete düşürmüştü. Bunun üzerine öğrencilerimden doğum tarihlerini yıl, ay, gün ve saat olarak yazmalarını istedim ve bir sonraki hafta yetkili bir kişi tarafından yapılmış kişilik yorumlarını kendilerine getireceğimi söyledim. Daha sonra, popüler bir astroloji kitabından çeşitli burçlardan, çeşitli tutum ve kişilik tanımlamalarını içeren 15 ifade seçtim ve bunlara benzeyen 15 ifadeyi de kendim yazdım. Aşağıdaki ifadeler, bu çalışmadan alınmış örneklerdir: “Mantığınızın süzgecinden geçirdikten sonra her türlü yeniliği kabule hazır olursunuz. Sizi yeni tanıyanlar kolayca fark etmese bile, yakın dostlar arasında şakalaşmaktan ve onları güldürmekten hoşlanırsınız. İçinizde hem sakin, yumuşak, ilgi ve şefkat arayan bir çocuk hem de ateşli, her an taşmaya hazır, çevresini kontrol altına almak isteyen, güçlü bir insan barındırmaktasınız. Bir şeyi aklınıza koyduğunuz zaman her türlü zorluğu göze alırsınız. Bildiğiniz ve denediğiniz şeylerden çekinmezsiniz, ancak yeni bir konuya başlamak zamanınızı alır.” 

B. BERNSTEIN: “BOŞLUKLARI DOLDURMAK KONUSUNDA USTAYIZ”

Bir hafta sonra her bir öğrenci için gelişigüzel seçtiğim on tane ifadeyi ve bunların geçerliliğini araştıran soruları özel bir zarf içerisinde kendilerine verdim. Öğrenciler, kendi kişilik, tanımlarıyla ilgili bilgileri arkadaşlarına göstermeden, soruları cevaplandırdılar. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 89'u zarftan çıkan ve kendileri için gelişigüzel yapılmış kişilik tanımını, yüzde 100 ila yüzde 80 arasında değişen oranlarda kendilerine uygun buldular.

B. Bernstein bu durumu, "Umut ve belirsizliğin yol açtığı güçlü psikolojik süreçler, insanların karakterlerini ve geleceklerini okuyan kişilerin, bu alandan ekmek yemelerini sağlamaktadır. İnsanlar, her gün karşılaştıkları birbiriyle ilintisiz gibi görünen şeylerden bir anlam çıkarmaya çalışır. Karmaşık olaylardan anlamlı bir senaryo çıkarmak için boşlukları doldurma konusunda öylesine ustayızdır ki, bazen saçmalıklara bile anlam atfederiz" diyerek açıklıyor.

ARAŞTIRMA, ASTROLOJİNİN SAÇMA OLDUĞUNU KANITLIYOR

17 Ağustos 2003’te Londra'da yayınlanan Times of India Gazetesi, yayımladığı bir yazının başlığını bu şekilde koymuştu. Gazetenin haberine konu olan araştırma, Journal of Consciousness Studies adlı saygın bir yayından alınmıştı. 1958 yılında başlayıp 2003 yılına kadar devam eden ve astroloji konusunda yürütülen en titiz bilimsel çalışma, birkaç dakika arayla dünyaya gelmiş iki binden fazla insanın izlenmesine dayanıyordu. Astrolojik yaklaşımlara göre bu insanların benzer özelliklere sahip olması gerekirdi. Araştırmacılar meslek, kaygı düzeyi, evlilik, saldırganlık özelliği, sosyallik, zeka düzeyi, sanat, spor, matematik yeteneği gibi astrologların doğum anında gezegenlerden dolayı ortaya çıktığını iddia ettikleri yüzden fazla özelliği incelediler. ‘Zaman ikizleri’ adı verilen bu kişiler arasında, bu anlamda bir benzerlik saptanamadı. Araştırmanın analizini yapan Avustralyalı Geoffrey Dean, astrolojinin ‘kabul edilebilir’ bir sistematiği olmadığını, dayandığı ilkelerin geçersiz ve birçok bilimsel testte başarısız olduğunu belirtti. İnsanları yönlendirerek, yanlış inanışlara yol açan algı ve düşünce yanılgılarına ‘gizli ayartıcılar’ adı veriliyor. Gizli ayartıcılar, insan zihninin ürünü olan istatistikler ve çıkarımsal yargılardır. Astrologların ve insanların, bütün aleyhte kanıtlara rağmen, hala astrolojiye İnanmalarının arkasında bu gizli ayartıcılar vardır. 

ASTROLOJİDEKİ BÜYÜ

‘Astroloji Çürütüldü’ kitabının yazarı Lawrence E. Jerome, astrolojideki büyüyü şöyle anlatıyor: "Okült bilimler içinde en bilimsel görüneni astrolojidir. Astrologların horoskopları yıldız ve gezegen konumlarını dikkate alarak oluşturulur. Bunun için Zodyak işaretlerinin ve gezegenlerin konumlarının, astronomik çizelgelerden astroloğun horoskobuna ayrıntılı hesaplamalar sonunda dönüştürülmesi gerekir. Yerel zamanın Greenwich ortalama zamanına, onun da diğer çizelgeler yardımıyla yıldız zamanına dönüştürülmesi gerekir.” Bütün bu işlemler astrolojinin çok bilimsel görünmesine yardım eder. Nasıl gazino sihirbazı, bir dizi törensel el kol devinimleriyle izleyicilerin dikkatini başka yöne çekerse, astrolog da kendi büyüsünü horoskop haritasının ardına gizler. Astrolojik büyü horoskobun hazırlanmasından çok sonra, haritanın yorumlanmaya başlamasıyla başlar. Astrolojinin büyüsü onun yorumlarındadır. Jerome, “Büyü, gezegen 'etkilerinin' belirlenmesiyle, Zodyak işaretleri ile yerdeki olaylar arasında gizemli ilişkilerin kurulmasıyla başlar. Astrolojinin lafebeliği, 'Gökyüzünde olduğu gibi, yerde de...' diye başlar. Yıldızlarda 'yazılı' olan her şey buraya, yere de yansır. İnsanoğlu, makrokozmozun mikrokozmik modelidir, biçiminde sürer” ifadesini kullanıyor. Geçmiş yıllardan bir yorum: "12 Ocak'ta Uranüs Kova burcuna girecek ve bu giriş yeni bir çağın şafak vakti olacak." Bu ifadedeki kesinliğe bakar mısınız? Şimdi de bu yıl ülkemizden bir yorum: “Venüs geri giderken estetik ameliyatı olmayın. Bu yaz evlenmeyi düşünenlerin Venüs'ün geri hareketini hesaba katmaları kendileri için faydalı olabilir. Gezegenler geri gittikleri zaman kendi güçlerinden kaybeder ve doğallıklarını yitirirler...”

İNANÇLARIMIZ HER TÜRLÜ KARŞI VE MANTIKLI KANITA DİRENÇLİDİR

Bu ifadeleri mantık temelinde ele alıp herhangi bir yorum yapmaya çalışmak ne ölçüde anlamlı olur bilemiyorum. Sadece bilimselliğin ölçütlerinden birini, ‘tersi ileri sürülemeyecek’ hiçbir iddianın bilimsel olamayacağını hatırlatmak yeterli olacaktır. Yine sözü Lawrence E. Jerome’a bırakalım. Jerome, “Çağlar boyunca süren lafazanlıkların bir bölümü bunlardır. Bu lafazanlıklar astrolojinin temelinde gizlenmiş olan gizemli ilişkileri parlatıyor, göz kamaştırıcı bu parıltılar da gerçeklerin örtülmesine neden oluyordu. Gezegenler ve yıldızlar göreve daima hazırdır ve horoskoplar her zaman çizilebilir” ifadesini kullanıyor. Astroloji konusu insanların bir bölümü için bir ilgi konusu olmanın ötesine geçmiş, adeta bir inanca dönüşmüştür. İnançlar, doğruluğunu sorgulamadığımız kabullerdir ve insanın bilincinin derinlerinde yer alır. Bu nedenle de inançlarımız her türlü karşı ve mantıklı kanıta dirençlidir. Herhangi bir kişinin ileri sürülen mantıklı ve sağlam kanıtlar karşısında milliyetini, dinini veya tuttuğu takımı değiştirmesini bekleyemeyiz. Bu konuya bağlananlar için de astroloji benzer özellik taşıyor.

SONUÇ
Hayatta meydana gelen ve nedenini tam olarak kavrayamadığımız ve şüphe duyduğumuz birçok konu vardır. Akılcı temele oturtamadığımız her türlü şüphe, astrolojinin lehine yorumlanıyor. Astroloji uzmanları, hiç durmadan konuşarak ve birbiriyle ilgisiz bilgi yığınını kendi görüşlerinin kanıtıymış gibi ortaya koyarak, insanların zihinlerine şüphe tohumları ekmeyi başarırlar.