Abdülkadir Karagöz
akaragoz@mentalik.com

Yerli ve milli üretim

Yaz gelmesine rağmen ekonomimizin çarkları hızla dönüyor. Büyüme ile ilgili güzel haberler alıyor, ihracatta vites yükseltiyoruz. Terör örgütleri, global kumpaslar, uluslararası kaos beklentilerine rağmen elde ettiğimiz bu başarıyı şüphesiz siyasi istikrara ve krizi fırsata çevirmeyi bilen iş adamlarımıza borçluyuz

Abdülkadir Karagöz / Mental İK & Danışmanlık Kurucu Ortağı

akaragoz@mentalik.com

 

Yazın bu güzel gelişmelerin tadını çıkarmak hepimizin hakkı. Özellikle turizm, dondurma, kırmızı et gibi sektör temsilcileri de bu hakkı sonuna kadar kullanmamızı heyecanla bekliyor. Onları endişelendiren bazı sıkıntılar da yok değil. Hazır mangalcılarımız parkları doldurmuş, ızgaraların dumanı üzerindeyken hem üreticinin hem de tüketicinin keyfini kaçıran kırmızı et sektörüne bir göz atalım. Et ve Süt Kurumu’nun 2016 sektör raporunda; büyükbaş hayvancılıkta 2016 yılı küresel üretimin bir önceki yıla göre arttığı, ABD, Hindistan ve Brezilya’daki hayvan sürülerinin sayı olarak genişlediği, Brezilya’da pazara girişte yapılan iyileştirmeler ile ihracatın arttığı böylelikle Brezilya üretiminin sağlam bir geri dönüş yaşadığı öne çıkıyor. Kırmızı et ihracatında Brezilya %18 pazar payı ile liderliği elinde tutarken; Avustralya %17, Hindistan %16, ABD %10, Kanada %7 ile gelişmekte olan Brezilya’yı izliyor. Dünyada tüm bu gelişmeler olurken hayvancılığın beşiği Anadolu’da ise girişimcilerimizin gündemi ürün ihraç etmek, global rekabette yer almak değil maalesef. Boş kalan ahırlarını doldurmak için ithal hayvan gemisinin ne zaman geleceği, hayvanların iyi koşullarda getirilip getirilmediği, talep ettikleri sayıda hayvanın inip inmediği, ithal hayvanların besiciliğe uygun olup olmadığı kaygılarının ötesinde pek bir gündem yok. Tüketici ise artan et fiyatları karşısında porsiyonlarını küçülterek geçici bir çözüm bulmuş durumda. Düzenleyici irade ise çareyi ithalatta arıyor görüntüsü var. Üzücü bir değerlendirme de olsa hayvancılığımız, ‘ithal hayvan besiciliği’ ve ‘ithal hayvan kesiciliğine’ doğru sürükleniyor...

 

Yerli ve milli üretimin her zamankinden daha da önem kazandığı günümüzde üretimi nasıl artırabilir ve hayvansal ürünler ihraç eden bir ülke olabiliriz? Hayvan nüfusunu artırmanın tek bir yolu var: Daha fazla ineğin, daha fazla doğurması. Ülkemiz hayvancılık geleneklerine baktığımızda basit bir döngü var: Süt fiyatları iyi ise inek sayısı artar. Çünkü ineklerin sütü sağılıp satılır, kimse süt veren ineğini yani doğuran anacını kesmez. Ama süt fiyatları kötü ise kimse ineklerini sağmak istemez, doğuran anaçlarını keser. İnekler kesilince tosunlar doğum yapamayacağına göre, geriye tek bir seçenek kalır: İthalat. Et fiyatlarının yüksek, süt fiyatlarının düşük olduğu bir ekosistemde doğurganlık olmaz, popülasyon hızla düşer. Süt fiyatı üreticiyi tatmin etmediği müddetçe ineklerin gidecekleri yer sağımhane değil, kesimhanelerdir. İnekler olmazsa, milli tarım politikası olmaz. İnekler olmazsa süt olmaz. İnekler olmazsa doğum olmaz, inekler olmazsa ucuza et olmaz. Körfez ülkeleri ile Katar'ın yaşadığı ambargo krizinde; tarım ve hayvancılığın ne kadar stratejik bir alan olduğu bir kez daha kendisini hissettirdi. Krizin henüz ilk günlerinde başta süt ve süt ürünleri ihtiyacı Katarlıları tedirgin etti. Türkiye'den uçaklar ardı ardına kalkıp Türk süt markaları Katar raflarında yerlerini aldı. Katar; krizin sıcaklığını atlatır atlatmaz, dünyada inek arayışına girdi. Süt ineklerini uçaklara doldurup ülkelerine götürdüler. İşittiğimiz zaman gülümseten bir cümle fakat, ‘inek yoksa bağımsızlık yok.’ Katar’daki kriz Türk süt üreticilerinin desteği ile aşıldı. Ama üretici açısından süt fiyatları düşük gitmeye devam ederse inekler daha yoğun kesilecek ve Türkiye sadece et ithal etmekle yetinmeyecek gibi gözüküyor. Girişimcilerimiz için bu tablo bir fırsat aynı zamanda… Eğer sektör üreticiyi destekler, ilgili düzenleyici kurumlar destek verdikleri girişimcileri ayakta tutabilirse birçok alanda başardığımız gibi ithalatçı konumdan ihracatçı konuma gelebiliriz. Hayvancılıkta 2023 hedeflerine yürümek çok da uzak değil aslında: Yerli üretici, milli tarım ve doğurgan inekler...