Abdulkadir Karagöz
akaragoz@mentalik.com

Türkiye'nin şahlanışı

Doğu-batı Almanya’nın birleşmesi, Japonya’nın nükleer felaketi, 2’nci dünya savaşı sırasında 6 haftada işgal edilen Fransa’nın bu travmalar sonrası küresel güç olma yolunda attığı adımlar gibi bugün Türkiye de önemli bir kırılımda...

akaragoz@mentalik.com

Türkiye, bu ay içerisinde tarihinin en önemli kırılımlarından birini yaşayacak. 24 Haziran’da gerçekleştirilecek Başkanlık ve Parlamento Seçimi ile dünyaya bir mesaj verecek. Özellikle 15 Temmuz Hain FETÖ Darbe Girişimi’nin ardından olağan dışı bir süreç yaşadık. Başta bürokrasi ve askeriyede değişimler oldu. Her değişim bir anlamda travma hali olduğu için, bu olağan dışı durum bir çok kurumda ve kişide stres birikmesi yarattı. 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’nin etkilerini bertaraf etmeye çalışırken bir yandan da güney sınırlarımızda kurulmaya çalışılan ‘PYD-PKK terör devleti’ tehlikesi ile karşı karşıya kaldık. Proje terör örgütü DEAŞ, bölgede istikrarsızlık yayarken, ABD’nin 5 bin tır silah ile desteklediği PYD-PKK sadece gündemimizi değil, aynı zamanda sınır hattımızı da işgale yöneldi. Mısır’da yaşanan darbe, Yemen’deki kaos, Afganistan, Irak, Libya, Suriye’deki batı destekli işgallerin benzerleri ile ülkemizde ameliyat yapılmaya kalkışıldı. Türkiye; milletinin azmi ve kararlı duruşu ile tarihin akışına yeniden yön verdi ve tehditleri bertaraf etti. Hain darbe girişimi sonrası ortaya konulan ortak tavır da yeni bir dönemin miladı oldu.

TÜRKİYE BUGÜNLERDE EKONOMİK ATAKLARA GÖĞÜS GERİYOR

Sistematik saldırılara rağmen 2017’yi yüzde 7,4 rekor büyüme ile kapatan ülkemiz, bugünlerde de ekonomik ataklara göğüs geriyor. Dolar kurundaki olağan dışı hareketlilik milletimizde stres birikmesine, ekonomimizde belirsizliklere neden oluyor. Özellikle Trump yönetimi kaynaklı uluslararası gerilimlerin tam ortasında ekonomimiz, sınırlarımız, siyasetimiz ve bağımsızlığımız şantajlara maruz kalıyor. 15 yılda 80 yıllık bir kalkınmayı başaran, her kumpası çökerten, istikrarlı şekilde büyüyen, milli teknolojiyi önceleyen, yerli üretimi merkeze alan, ihracatını 5’e katlayan, genç nüfusunu ekonomik rekor büyüme rakamları ile büyüten Türkiye, şimdi tüm bu stres birikimlerini, şantajları geride bırakmanın arifesinde. Gerek yürütülen sınır ötesi operasyonlar, gerek yaşadığımız tarihi önemdeki gelişmeler ve gerekse ekonomik manipülasyonlar, ülkemizin bir an önce belirsizlikleri aşmasını zorunlu hale getirmiştir. Karşılaşılan tüm zorluklara ve global dalgalanmalara rağmen net bir hedefimiz, kararlı bir yürüyüşümüz var. Direnci artmış, mücadele azmi zirvede bir Türkiye’nin yerinde sayma ya da geri adım atma gibi bir lüksü yok. Hem kendi tarihimizde hem de dünyada örneklerini gördüğümüz bu doğum sancıları bizi daha farklı bir misyona doğru taşıyor.

GÜÇLÜ İSTİKRAR, GÜÇLÜ BİRLİKTELİK MESAJI

Doğu-Batı Almanya’nın birleşmesi, Japonya’nın nükleer felaketi, 2’nci Dünya Savaşı sırasında 6 haftada işgal edilen Fransa’nın bu travmalar sonrası küresel güç olma yolunda attığı adımlar gibi bugün Türkiye de önemli bir kırılımda… 24 Haziran’da dünyaya vereceğimiz güçlü istikrar, güçlü birliktelik mesajı, ‘diz çöktüremedikleri Türkiye gerçeğini kabullenme ve iş birliğine yanaşma’ anlamı taşıyacak. Yerli savunma sanayi ve milli teknoloji hamlemiz, küresel ölçekte bizi güçlü kılacak. İstikrarını perçinlemiş, hızlı karar alım süreçlerini ve reformu sistemsel bir yönetim modeline dönüştürmüş idarecilerimiz bizi daha büyük hedeflere taşıyacak. Çok çetin mücadeleleri, ciddi stres kırılımlarını geride bırakmış genç yeteneklerimiz, bizi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına sokacak. Ekonomik, siyasal, toplumsal, sosyal, askeri hangi senaryo uygulamaya konulursa konulsun; 90’lı yıllarda IMF kapısında direnen, batının gölgesinde sığınacak bir liman arayan enerjisiz, umutsuz, heyecansız bir ülke 15 yılda ayağa kalktı. Şimdi ise şahlanma zamanı. Çıplak elleri ile tankları durdurmuş bir millete kim zincir vurabilir ki?