Abdülkadir Karagöz
akaragoz@mentalik.com

Milli otomobil, milli istihdam

Türkiye’nin otomobili için Türk yeteneklere ‘mühim bir meseleyi istişare etmek üzere’ davet gönderilmeli; Türkiye’nin otomobilinin her aşamasında milli değerlerimizi taşıyan nitelikli insan kaynağı öncelikli olarak görevlendirilmelidir.

akaragoz@mentalik.com

16 Haziran 1961’de Türkiye’nin farklı yerlerinde görev yapan 20’nin üzerinde Türk mühendis, ‘mühim bir konuyu istişare etmek üzere’ Ulaştırma Bakanlığı’na davet edildiğinde; 29 Ekim kutlamalarına yetiştirilecek yüzde 100 yerli ve milli bir otomobil üretileceğinden henüz kimsenin haberi yoktu. Mühendislerin hepsi kendi alanlarında tecrübeli ve başarılı olmalarına rağmen otomobil üretimi konusunda yeterli deneyime sahip değillerdi. Ne var ki ellerinde kamu kaynaklarından aktarılmış cüzi bir bütçe ve yüreklerinde ‘yüzde 100 yerli ve milli’ ideali vardı. Mühendislerimizin büyük emek, özveri ve fedakarlıklarıyla geçen 4.5 ayın sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde bu milletin öz kaynaklarıyla üretilmiş, her anlamda bu toprakta yeşermiş iki Devrim arabası dosta düşmana nispet edercesine parıl parıl parlıyordu.

5 BABAYİĞİT BİR ARAYA GELDİ

Onca sıkıntının çekildiği bir dönemde üretilen Devrim’in hikayesi, yaşanan bazı talihsiz olaylar neticesinde yarım kaldı. Sonrasında otomotiv sanayiinde atılan adımlara ve yapılan yatırımlara rağmen hiçbir zaman yerli ve milli bir otomobil üretilemedi. 1960’lı yıllardan günümüze Türk otomotiv sanayii; özellikle Avrupa’nın önde gelen ticari araç üretim üssü olma başarısını göstermektedir. Pek çok otomobil üretiminin yapıldığı, ihracatın sürdürebilir bir büyüme yakaladığı Türkiye, uluslararası anlamda da rekabetçi konumundadır. Yerli ve milli olma hayaliyle üretilen Devrim’in üzerinden 56 yıl geçse de bu milletin ‘Türkiye’nin otomobili’ hayali hiçbir zaman yok olmadı. Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla Anadolu Grubu, BMC, Kıraça Holding, Turkcell ve Zorlu Holding’den oluşan 5 ‘babayiğit’  bir araya gelerek, Türkiye’nin otomobili için çalışmalara başladı ve ‘2019’da ilk prototipi üretmek, 2021’de ise seri üretime geçmek’ hedefiyle aynı çatı altında birleşti. Türkiye’nin otomobili için çıkılan bu yolda önceliklİ hedef, stratejilerin doğru belirlenmesi olmalıdır. Bu süreçte 5 şirketin en çok ihtiyaç duyacağı şey, hiç şüphesiz tecrübeli, yerli ve milli insan kaynağına ulaşmak olacaktır. Söz konusu şirketlerin halihazırda kendi alanlarında yaptıkları çalışmalarla doğrudan istihdam ettikleri bir kadroları olsa da tecrübesiyle bu kadrolara yön verecek, destekleyecek; tasarım, yazılım, üretim ve pazarlama süreçlerini yönetecek üst ve orta düzey yöneticilere, uzmanlara ve bu alanlarda kendisini yetiştirmek isteyen kişilere ihtiyaç duyulacağı da aşikardır. Ortaya çıkacak markanın bu ihtiyacına cevap verecek en profesyonel yol ise tüm bu insan kaynağına ulaşılabilecek bir platformun oluşturulmasıdır.

POTANSİYELİ TESPİT ETMEK, AÇIĞA ÇIKARMAK VE DOĞRU BİR ŞEKİLDE YÖNLENDİRMEK GEREKİYOR

Türkiye’nin otomobili için yurt içinde ve dışında tecrübe edinmiş, alanında kazandığı bilgi birikimini bu projeye aktarmak isteyen yüzlerce insanımızın olduğu herkesin malumudur. İşte bu potansiyeli tespit etmek, açığa çıkarmak ve doğru bir şekilde yönlendirmek son derece önemli ve özenli bir çalışma gerektiriyor. Bu süreçte dünyanın çeşitli ülkelerindeki tecrübeli Türk yönetici ve uzmanların tespit edilerek davet edilmesi ve onlardan destek alınması önem arz ediyor. Böylesi bir gücü arkasına alan şirketlerin projeyi çok daha kısa sürede hayata geçirebileceğine ve pazardaki konumlandırmasını daha sağlıklı bir şekilde yapacağına inanıyorum. Türkiye’nin otomobili için, Türk yeteneklere ‘mühim bir meseleyi istişare etmek üzere’ davet gönderilmeli; Türkiye’nin otomobilinin her aşamasında milli değerlerimizi taşıyan nitelikli insan kaynağı öncelikli olarak görevlendirilmelidir.

DİĞER YAZILARI