Türkiye’nin denizcilik sektörü masaya yatırıldı

Türk denizciliği ulaşım ve turizm ayağıyla ülke kalkınmasında önemli bir rol oynuyor. 341 milyar dolarlık dış ticaretimizin 200 milyar dolarlık kısmı deniz yoluyla taşınıyor. Peki, Türkiye’nin deniz turizmi ve taşımacılığı açısından öne çıkan bölgelerinde emniyet ne durumda? Kaç kişi su araçları sorumluluk sigortası yaptırıyor? Can ve mal güvenliği, çevre koruma hangi noktada?

Duygu Sayıner / duygu.sayiner@platinonline.com

 

“DİBE VURUP HIZLA YUKARIYA DÖNDÜK”

Dünyanın 2008 krizinde yaşadığı krizden en çok etkilenen sektörlerden birinin denizcilik olduğunu söyleyen Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, mevcut durum ile ilgili şunları söylüyor: “Böyle uluslararası bir krizin ülkemize yansıması da çok büyük oldu. Çok ağır bir darbe yedik ancak henüz istediğimiz oranlara gelemedik. Ancak genele bakınca 10 yıl ya da 20 yıl öncesinden çok daha iyi durumlarda olduğumuzu söyleyebilirim. Her geçen yıl daha iyiye gidiyor sektör verileri. Dibe doğru vurup hızla yukarıya dönme hamlemiz var. Göstergeler çok daha pozitifi gösteriyor. Tarımdan sonra en büyük istihdamı yaptığımız alan denizcilik. Balıkçılarla birlikte çok büyük bir alana hitap ediliyor. Daha da iyi noktalara gelmek için hazırlıklarımıza devam ediyoruz.”

 

“SAVUNMA SANAYİNE YAPTIĞIMIZ İŞLER BİZE CAN SUYU OLDU”

Gemi inşaat sanayicileri olarak her zaman “Denizlere hakim olan cihana hakim olur” sözünü benimsediklerini söyleyen Gemi İnşaat Sanayicileri Birliği (GİSBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran, sektörle ilgili şu rakamsal verileri paylaşıyor: “2000’li yıllarda hızlanmış olan gemi siparişleri 2008’de gelen krizle beraber bir frenleme yaptı. Biz hemen gereken tedbirleri aldık. Şöyle ki, 1990’ların sonunda 36 tersaneye sahipken, 2008 yılında 72 tersaneye çıkmayı başardık. Günümüze geldiğimizde ise 80 tersaneye ve 65 tekne çekim imal yerine sahibiz. Aynı zamanda 2008 yılında krize girdiğimizde savunma sanayine yaptığımız işler bize can suyu oldu. Bugün savunma sanayine yaptığımız ürünlerde yerli katkı payında yüzde 60-65’lere çıktık. Yakın bir zamanda yüzde 100’leri görmek istiyoruz.”

 

“ASKERİ GEMİLERİN İHRACATINA BAŞLIYORUZ”

Bir uygunluk değerlendirme kuruluşu olan Türk Loydu Vakfı’nın yönetim kurulu başkanı Cem Melikoğlu ise, sektörü şu şekilde değerlendiriyor: “Siz bir gemi yapacaksanız bu geminin bir planı olmak zorunda. Bu plan önce Türk Loydu’na gönderilir, onayı alınır. Plan onayından sonra gemi inşaatına geçilir. İnşaat bittikten sonra gemi suya indirilirken bir belge verilir ve bu belge klas belgesi olarak bilinir. Türkiye’nin askeri gemilerle ilgili yaptığı bir hamleyi anlatmak istiyorum: 1990’lı yılların başında Türkiye’de 100’ün üzerinde askeri gemi yapılıyordu. Bunların hepsi klas belgesine sahipti. Biz şimdi bu gemilerin ihracatına başlıyoruz. Şu anda uçak gemisi bile yapar haldeyiz. Pakistan, Suudi Arabistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’a satma imkanlarımız var. Hedefimiz Türk Bayrağı’nın gittiği her yere Türk Loydu’nun da gitmesi...”

 

Remzi Ufuk Teker: “Türkiye’de 160 adet kaldırılmamış enkaz gemi, 50 adet sigorta teminatı olmayan hayalet gemi olarak nitelendirdiğimiz ve süreç içerisinde batmaya mahkum gemi mevcut...”

 

TÜRKİYE’DE SU ARAÇLARI SORUMLULUK SİGORTASI YAPAN TEK ŞİRKET…

Türk kara sularına 2016 yılında 491 adet gemi ile 529 bin 567 yabancı uyruklu yolcu taşındı. Deniz turizm araçlarının yolcu kapasitesi 105 bin adetken yıllık taşınan yerli/yabancı turist sayısının ise 3.5 milyonun üzerinde olduğu öngörülüyor. İç hatlarda taşınan yolcu sayısı ise 164 milyon. Peki, deniz trafiği bu kadar yoğunken ve taşınan kişi sayısı bu kadar yüksekken hem araç sahiplerinin hem de yolcuların can güvenliği nasıl sağlanıyor? Riskler nasıl karşılanıyor? Türk Ticaret Kanunu’na göre deniz araçlarının tonajı 300 grosston ve üzerinde ise veya 12’nin üzerinde yolcu taşıyor ise ‘Su Araçları Sorumluluk Sigortası’ kullanımı zorunlu. Bu alanda uzmanlaşarak uluslararası standartlarda hizmet veren ve yaklaşık 2 bin sigortalı deniz aracını portföyünde bulunduran tek kurum ise pazarın yüzde 90’ına hakim olan Türk P&I… Su araçlarının gövde ve sorumluluk sigortalarını tek bir çatıda toplayan Türk P&I, 1 milyar dolara kadar sorumluluk teminatı verebiliyor.

 

DENİZ TURİZMİ MUTLAK SİGORTA KORUMASI ALTINA ALINMALI

Deniz turizm araçları arasında P&I sigortası kullanımı dahili kabotajda ne yazık ki çok yaygın değil. Sadece Yunan Adaları’na ve uluslararası sefer yapan turistik deniz araçları ile hatlı yolcu taşımacılığı yapan deniz araçları arasında P&I sigortası kullanımı yoğunlukta. Toplam deniz aracı sayısına bakıldığında P&I sigortalı deniz aracı sayısının yüzde 5 oranının altında olduğu öngörülüyor. Yani Türkiye’de hem deniz aracı sahipleri hem yolcular herhangi bir kaza riskine karşı korumasız… Marmaris’te gerçekleşen panelde konuşan Türk P&I Genel Müdürü Remzi Ufuk Teker, konuyla ilgili şu açıklamaları yapıyor: “Türkiye’nin dört bir yanının sularla çevrili olduğunu ve deniz turizminin turizm gelirlerinde çok önemli bir kanal olduğunu düşünürsek gerek yolcu tarafında gerekse gemi ve teknelerin sigortalanması tarafında daha hassas olunması gerektiğini düşünüyoruz. Olası risklerin karşılanabilmesi karşılıklı mağduriyetlerin yaşanmaması için sigorta denetimlerinin yapılması da bu noktada daha çok önem kazanıyor. Geçtiğimiz yıllarda ciddi kazalar meydana geldi. Bunlardan en çarpıcıları Bodrum ve Antalya’da yaşandı. Kazalarda hayatını kaybeden turistlerin tazminat talepleri karşısında işletmeciler ödeme yapmakta zorlandı. Bu konuyu uluslararası krizler açısından da ciddiye almak gerekiyor. Olası kazalarda yolcu sigortalarının yapılmamış olması ciddi krize bile sebep olabiliyor. Bu açıdan öncelikle deniz turizmi mutlak sigorta koruması altına alınmalıdır. Mevzuatta uygun limit olmaksızın teknelerin liman çıkışlarına izin verilmemesi, denetimlerin çok iyi yapılması gerekiyor.”

 

KAZALARIN ÇEVRESEL RİSKLERİ TEMİNAT ALTINA ALINIYOR

İşletme sahiplerinin çevreye karşı verebilecekleri zararı da sigorta kapsamı altına alan Türk P&I, çevre kirliliği risklerini gemi kaynaklı ve kıyı tesisi olarak 2 kısma ayırıyor. Gemi kaynaklı risklerin teminatını P&I sigortacıları sağlarken, gerçekleşen kazalar sonucu 1 milyar dolar limite kadar teminat sağlanıyor. Teminatın içeriği temizlik masrafları, ekolojik etkilerin giderilmesi, kaza neticesinde yerel otoritenin uygulayacağı cezalar, enkaz varsa enkazın işaretlenmesi ve kaldırılması, dolaylı olarak etkilenmelerin tazmin edilmesi ve ölüm ve yaralanma neticesinde tedavi masraflarını karşılıyor. Tankerler ile ilgili önemli vakalarla karşılaştıklarını belirten Ufuk Teker, konuyla ilgili şu açıklamaları yapıyor: “Oluşan zararları hızlıca tazmin ediyoruz. P&I sigorta teminatı bulunmayan hadiselerde hem müdahalede gecikmeler yaşanıyor hem de tazmin noktasında finansman sorunları ortaya çıkıyor. Çevreye verilen ve geri dönüşü olmayan zararlar da cabası… Türkiye’ye yıllık 37 bin gemi geliyor, bunların P&I kalitesi sorgulanmıyor. Bu da olası kazalarda enkaz kalıntıları ve çevre kirliliğine sebep oluyor. Türkiye’de 160 adet kaldırılmamış enkaz gemi, 50 adet sigorta teminatı olmayan hayalet gemi olarak nitelendirdiğimiz ve süreç içerisinde batmaya mahkum gemi mevcut...”

 

HÜKÜMETİN DENİZCİLİK SEKTÖRÜNE VERDİĞİ DESTEKLER...


• 2008 yılındaki küresel krizde gemi inşa sanayi çok etkilenmişti ve istihdam düşmüştü. Toparlanmak için önemli avantajlar sağlandı. 

• Kira süreleri 49 yıla çıkarılarak bankalar ve finans dünyası nezdinde güven kazanmalarına imkan tanındı.

• Tersanelerin kira bedelleri sıfırlandı. 

• Denizden elde edilen navlun ve benzeri gelirlerin ihracat geliri sayılarak ihracat teşviklerinden yararlanmasının önü açıldı. 

• Kredi Garanti Fonu gibi teminat ve destek mekanizmalarıyla yarım kalan gemilerin inşası tamamlanarak armatörlere ve şirketlere kredi destekleri sağlandı.

• Türk uluslararası gemi sicili üzerinden çok ciddi vergi muafiyetleri sağlandı.

• Tersanelerin imar durumlarındaki pürüzler giderilerek (özellikle Tuzla ve Yalova bölgelerinde giderilmek suretiyle) tersanelerin yaşadıkları imar sıkıntıları giderildi.