Bankalar güçlü

Türkiye’nin en güçlü yanı olan bankacılık üzerinden yıpratılma operasyonu yine karşılık bulmadı. Sektörün gıpta ile bakılan performansı sürerken, yabancının risk iştahı da azalmadı

Türkiye'nin 2008 küresel krizini en az hasarla atlatmasında başrolü oynayan, bu yıl da 380 milyar lirayı aşan yeni kredilerle ekonomideki büyümenin lokomotifliğini üstlenen Türk bankacılık sektörü, ABD'de görülen dava üzerinden yaratılmaya çalışılan algı operasyonlarına rağmen güçlü performansını sürdürüyor. Özellikle kamu bankaları üzerinden yıpratılmaya çalışılan sektör, gıpta ile izlenen performansını ekimde de devam ettirirken, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye yönelik risk iştahında en küçük bir gerileme olmadı.

ÖRNEK RASYOLAR

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun dün açıkladığı ekim ayı verilerine göre sektörün kârı yüzde 28 artarak 41.1 milyar lirayı aşarken, kredi hacmi son 1 yılda yüzde 25 artarak ekim sonu itibarıyla 2 trilyon 45 milyar liraya ulaştı. Kredi hacmi 22 Kasım itibarıyla 2.1 trilyon lirayı da aştı. Kredi artış hızında dünya lideri olan sektörün, takipteki alacak rasyosu yüzde 3.01 oldu.

SEKTÖRÜN ARKASINDAYIZ

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bankacılık sektörünün üzerinde şu anda ABD'de görülen dava kaynaklı bir bulut olduğunu belirterek, "Biz bankacılık sektörümüzün arkasındayız. Ne gerekiyorsa her türlü desteği vereceğiz. Bu konu böyle biline" dedi. Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın ise, Türk bankalarının yurtdışı borçlanmalara krediler ve tahvil ihracı yoluyla devam edeceğini söyledi.

ŞOKLARA DAYANIKLI

Bankacılık sektöründe sermaye yeterlilik oranının küresel normların 2 katından fazla olduğunu kaydeden Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bunun büyük şokları absorbe edebileceğini söyledi. Bankacılık sektörünün aktif kalitesinin yüksek olduğunu dile getiren Şimşek, şu anda problemli kredilerin toplam kredilere oranının yüzde 3'ün de altına indiğini bildirdi. Şimşek, "Dolayısıyla aktif kalitesi yüksek, bankacılık sektöründe kaldıraç oldukça düşük. Aktiflerin sermayeye oranı 2008-2009'da batıda 40-45 kata çıkan bankalar vardı. Bizde yaklaşık 9 kat" dedi.

TÜRKİYE'YE YATIRIM İŞTAHI AZALMADI

ABD'deki hukuki sürecin Türkiye'ye etkilerinin minimal olmasını beklediklerini vurgulayan Hüseyin Aydın, "Yurtdışı yatırımcılar ile yapılan istişarelerden Türkiye riskinin alınması konusunda bir iştah düşüklüğü görmüyoruz" dedi.