PİYASALAR

Zorlu'dan sürdürülebilir bir yaşam için paydaş temelli yeni nesil bir ekonomi

Platin

Zorlu Holding, Akıllı Hayat 2030 vizyonu doğrultusunda daha sürdürülebilir bir yaşam için güncel kavramları, Türkiye’den ve dünyadan iyi örnekleri dinleyip değerlendirmek adına düzenlediği "Akıllı Hayat 2030 Gülay Özkan ile Buluşmalar"ın ilkini 29 Eylül Salı günü online olarak gerçekleştirdi.

Moderatörlüğünü GEDS Kurucusu Gülay Özkan’ın üstlendiği “Pandemi sonrası yeni bir ekonomik model arayışı; paydaş kapitalizmi mi kontrollü büyüme mi?” temalı etkinlikte, alanında uzman, birbirinden değerli konuşmacılar, ilham veren fikirleriyle yer aldı.

Zorlu Holding CFO’su ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Cem Köksal, SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, UN Global Compact Global Operasyonlar Kıdemli Müdürü Alexandra Tarazi, Volans Kurucusu John Elkington, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Direktörü Güven Sak ile S360 Kurucu ve CEO’su Kerem Okumuş’un katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, pandemi sonrası sürdürülebilirlik odaklı, verimli bir tartışma ve öğrenme ortamı yaşandı.

Zorlu Holding Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Cem Köksal: “Paydaş temelli ekonomi modeli kendi içerisinde yeni fırsatlar da yaratacak”

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Zorlu Holding CFO’su ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Cem Köksal, küresel meselelerin her geçen gün daha karmaşık ve çok boyutlu hale geldiğini, bunların çözümü için sürdürülebilir ve kolektif bir çabaya ihtiyaç olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün geçici çözümlere değil, sistemsel bir değişime ihtiyacımız var. Ekonomik modellerde tamamen değişikliğe gitmemiz gerekebilir. Bunu da ancak şirketlerimizin, iş süreçlerini ve gelecek stratejilerini; sadece karlılık odaklı değil, doğa ile uyum içinde bir yaklaşımla tasarlayarak başarabiliriz. Büyüme temelli yaklaşımdan paydaş temelli yaklaşıma geçiş, şirketleri elbette zorlayabilir; ancak yeni ekonomi modeli kendi içerisinde yeni fırsatlar da yaratacak. Sadece iklim krizi ile mücadelede başarılı olduğumuz takdirde bile 26 trilyon dolarlık bir tasarruf sağlayabiliriz. BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın gerçekleşmesi, aynı zamanda 12 trilyon dolarlık pazar fırsatı ve 380 milyonluk istihdam anlamına geliyor. Özellikle, sermaye piyasalarındaki kurumsal yatırımcıların ÇSY (Çevresel, sosyal ve yönetişim) odaklı yeni değerlendirme metriklerini de benimsemeye başlaması bu dönüşümü hızlandıracaktır. Son bir yılda ÇSY fonlarının yüzde 270 oranında artış kaydetmesi de bu eğilimi doğruluyor.Son birkaç yıldır dünyada çok dikkat çeken iki mega trend olan dijitalleşme ve ÇSY önümüzdeki 10 yılda da itici bir güç olacak. Biz de Zorlu Holding olarak Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na bir cevap olarak geliştirdiğimiz Akıllı Hayat 2030 ile grubumuzda sürdürülebilirliği bir iş yapış şekline dönüştürmek için son 3 yıldır kararlılıkla çalışıyoruz. Akıllı Hayat 2030 ile çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızı her geçen gün daha da iyileştirerek, etkin şekilde yönetebiliyoruz.”

SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin: ‘Sadece döngüsel ekonomiyle; 600 milyarlık maliyet tasarrufu ve 1,8 milyar yan kaynak sağlanabilecek’

İş dünyasının devamlılığı için sadece geleceğe ve günümüze odaklanmaktansa, ikisini bir araya getirerek geleceği şekillendirecek çözümler üretilmesine odaklanılması gerektiğini dile getiren SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin ise etkinlikte yaptığı konuşmada, “Hedeflere ulaşmak için daha çok çalışmalı, pandeminin bitmesini beklemeyip, bu dönemde hareketlerimizi daha da hızlandırmalıyız. Bu sebeple biz SKD Türkiye olarak bu dönem yaptığımız tüm çalışmalarda, yeni normalin sürdürülebilir kalkınma esaslarına göre oluşması gerektiğini vurguladık. Bugün başta finans alanında olmak üzere bu yönde önemli gelişmeler olduğunu görüyoruz. Örneğin sürdürülebilir borçlanma piyasasının toplam değeri 1,5 trilyon dolarlık ulaşmış bulunuyor. Sadece döngüsel ekonomiyle; 600 milyarlık maliyet tasarrufu ve 1,8 milyar yan kaynak sağlanabilecek. Bu yeni ekonomi modelini uygularsak insanların talepleri düşecek ve daha sürdürülebilir bir yaşam kurabileceğiz” dedi.

Küresel hedeflere ulaşmak için iddialı şekilde uygulama yapmanın ve dönüşüm niteliğinde bir değişimi harekete geçirmenin gerekliliğine işaret eden UN Global Compact Global Operasyonlar Kıdemli Müdürü Alexandra Tarazi, ”Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, Birleşmiş Milletler'in evrensel değerlerini yansıtıyor. Eşitliği sağlama, yoksulluğu ortadan kaldırma ve çevreyi koruma gibi bu değerler için birlikte çalışmak zorundayız. Baktığımızda koyduğumuz hedeflerin uzağındayız. Örneğin cinsiyet farkını ortadan kaldırmak için 250 yıl gerekiyor. Küresel ısınma için şirketlerin 1,5 derecelik bir hedefi var ama gerçekleşmeler 3 derecelik bir ısınmayı gösteriyor. Şirketlerin Yüzde 84’ünün sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda birtakım aksiyonlar aldığını, yüzde 61’inin ise ürün ve hizmetlerini bu hedefler doğrultusunda güncellediklerini görüyoruz. Böyle bir ivme olması sevindirici; ama daha iddialı şekilde uygulamak gerekiyor.” dedi.

John Elkington: “Dünyada değerlerin değiştiği, büyük bir dönüşüm yaşanıyor”

BusinessWeek tarafından “Son otuz yıldaki kurumsal sürdürülebilirlik hareketinin duayeni” olarak nitelendirilen Volans Kurucusu John Elkington, herkes için değer yaratacak bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu belirterek “Son derece kapsamlı ve şiddetli bir sosyal ve ekonomik değişim var. İnsanlar tedirgin ve pandemi bu korkuyu daha da büyüttü. Toplumsal, sınıfsal eşitsizlikler eskisinden daha derin bir öfke yaratıyor. Şirketler kar edebilirler ama böyle bir dünyada yaptıkları işin aynı zamanda bir amaca da hizmet etmesi gerekiyor. Herkes için değer yaratılmalı, bunun için hissedar odaklı değer üretiminden paydaş odaklı değer üretimine doğru bir dönüşüm başlatılmalı. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları bunları aşmaya dönük bir referans olarak bize bu konuda yardımcı oluyor. Ancak yoksulluk ve açlığı ortadan kaldırmak konusunda bu hedeflerin varlığı yeterli değil. Bu noktada artık doğrusal değil üstel olarak düşünmemiz ve ilerlememiz gerekiyor. Bunu da ancak hep birlikte hareket ederek yapabiliriz. Bunun için etki yaratmanın gücünü keşfetmeliyiz. İyi bir lider ya da yönetici etki yaratmanın dilini keşfetmeli ve yarattığı etkiyi bilmeli. Özellikle gençler etkiyi çok iyi anlıyor. Bu nedenle gençler dünyanın geleceğine dair bu konulara ve karar verme süreçlerine dahil olmak istiyor. Ne yaparsak yapalım genç insanları karar verici noktalara taşımak konusunda daha hızlı olmalıyız” dedi.

Artan işbirliği ve teknoloji sayesinde karbon bazlı olmayan bir büyüme modeline geçmek için olanakların bugün daha da fazla arttığını dile getiren Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Direktörü Güven Sak, “Zaten küresel mega trendlerin buluştuğu bir sürecin içindeydik. Pandemi; iklim değişikliği, yaşlılık, salgınlar ve küresel eşitsizlikler gibi birkaç konuyu çok daha yoğun bir şekilde önümüze getirdi. Bu sorunlarla başa çıkmak için önümüzdeki dönemde öne çıkan konu işbirliği olacak. Bundan 15 yıl önce şirketler çevresel, sosyal ve yönetişim konularda bazı hedeflere erişmeleri gerektiğini ifade ediyorlardı. Oysa şimdi şirketlerin bu konuları çözmek için ortak platformlarda bir araya geldiği yeni bir aşamaya geçtik. Yeni teknolojilerle birlikte ise, karbon bazlı olan büyümelerden karbon bazlı olmayan büyümelere geçmenin olanağı ortaya çıktı. Ülke olarak en büyük ihracat pazarımız olan AB’nin yeşil bir büyüme stratejisi geliştirdiğini düşünürsek karbon salımı ile ilgili odaklanmamızı artırmamız gerekiyor. Yenilenebilir kaynaklarla üretilmeyen ürünlere bazı engeller konacağının konuşulduğu bir ortamda enerji dönüşümü için plan yapmamız ve yenilenebilir kaynaklara daha fazla yönelmemiz gerekiyor” dedi.

Türkiye’de finansal performansın hala en öncelikli konu olduğunu ve paydaş odaklı zihniyet dönüşümünün yolunun yönetim kurallarından geçtiğini dile getiren S360 Kurucu ve CEO’su Kerem Okumuş, “Türkiye’de 32 şirketi temel alarak yaptığımız bir çalışmada; finansal performans kurumsal öncelikler arasında birinci sırada yer alırken, çevresel varlıkların korunması en son sırada yer alıyor. Önümüzdeki 10 yılda bu konudaki dönüşümü nasıl tetikleyeceğimiz, nasıl bir iş modeli yaratabileceğimiz konusunda sıkıntılarımız bulunuyor. Paydaş odaklı bir yapı için yenilikçi iş modellerine yönelik bir inovasyon yaklaşımı gerekiyor. Bugün müşteriler satın aldığı ürün ve arkasındaki hikayeyi merak ediyor. Milenyum kuşağı 35 trilyon dolarlık bir satın alma gücüyle geliyor. Onların hassasiyetleri satın alma davranışlarını şekillendirecek. Markalar ve şirketler, bu kuşağın anlam arayışına odaklanmalı. İklim değişikliği küresel ekonomide de büyük bir değişim getiriyor. Biz bu konunun hep risk tarafına bakıyoruz. Artık küresel bir rekabet unsuru olarak bakmalıyız. Türkiye’de tüm bu konulardaki zihniyet dönüşümün yönetim kurullarından geçtiğini düşünüyorum. CEO’ların ortalama 3-5 yıl görev yaptıkları bir dünyada, uzun vadeli bir planlama, zihin dönüşümü olan hissedarlarla mümkün olacaktır” dedi.