“Hayatı dijitale çeviriyoruz”

Dijital yayın ve bilgilendirme ekranları konusunda Türkiye ve dünyada 40 binden fazla ekran yöneten Sistem 9, pek çok sektöre çözüm sunuyor. Sistem 9 Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Akın, ‘geleceğin işi’ olarak tanımladığı sistemin kurumlara sağladığı katma değere de dikkat çekiyor. 2020’ye kadar şirket olarak 100 milyon dolar değerini yakalamayı hedeflediklerini belirten akın, sektörün gelişmeye açık olduğunu söylüyor

Dalida Özatay Erus / dalida.ozatay@platinonline.com

 

Mağaza, restoran, banka, kuaför, fastfood veya sinema, kısacası her yerde karşımıza çıkan dijital ekranlar, hem o marka hakkında hem de günlük hayata dair haber ve bilgi veriyor. Bu sistemi Türk pazarına taşıyan Sistem 9, bugün pek çok sektörde Türkiye ve dünyada 40 binden fazla ekran yönetiyor. Sistem 9’un kuruluşunu, gelişimi ve gelecek hedeflerini yönetim kurulu başkanı Kaan Akın’dan öğreniyoruz. IT geçmişi olan Akın, kariyerinde değişiklik yapma düşüncesi ile birkaç ülke geziyor. Son olarak Londra’da birkaç gün geçirdikten sonra şehirden ayrılmadan bir kuaför salonuna giriyor. Aynaların yanlarına yerleştirilen dijital ekranlar ilgisini çekiyor. Söz konusu ekranların amacını öğrendiğinde bu sistemi Türkiye’ye taşımaya karar veriyor. “İşin içinde hem IT hem de reklam vardı. İstanbul’a döndüm ve o zamanki iş ortağıma konuyu anlattım” diyen Akın, önce Carousel AVM’deki kuaförüne giderek sistemi anlatıyor ve salonda bunu kurmak istediğini belirtiyor. Karşı taraftan olumlu yanıt alan Kaan Akın, ekran ve ürünlerin seçiminden sonra sistemi kurarak çalıştırmaya başlıyor. Mayıs 2005’te Sistem 9’un temellerini böylece atan Kaan Akın, bir sonraki adımının yatırımcı bulmak olduğunu belirtirken, "Bu sürede iki ortağımız daha oldu. Hedefimiz; kuaför salonlarında ayna yanlarına ekranlar kurmak ve buradaki yayınlara reklam alarak para kazanmaktı. Kuaför salonları ile anlaşmalar yaptık. Salon sayısı 30 olunca reklam almak istedik. Ama 30 salonun bu iş için az olduğunu öğrenince bir yatırım daha yaparak sayıyı artırdık” diyor.


Kuaför salonlarından sonra hangi sektöre adım attınız?

O günlerde Oyak Bank pazarlama müdürü, kuaför salonlarından birinde sistemi gördü, bizi arayarak benzer bir sistemi bankaya taşımamızı istedi. Kısa bir hazırlık sürecinden sonra ilk teklifimizi verdik ve anlaşma yaptık. Böylece ilk müşterimiz oldu. Bankanın 100 şubesine kurulum yapıldı ve sistem çalışmaya başladı. O günlerde Türkiye’de internet çok zayıf, ürün yok, çeşit yok. Hatta bu işi yapan başka kimse de yok. Tüm bu eksikliklere rağmen banka bu kez işletmesini de yapmamızı istedi. Sistem çok güzel çalışıyordu. İlk referans kuvvetli olunca arkadan pek çok banka gelmeye başladı. 

 

Sistem 9 gelişirken yatırım da aldınız… Bu süreçten bahseder misiniz?

Reklam ve kurumsal sistemler olmak üzere iki departman kurulmasına karar verdik. Bankacılığın dışında farklı sektörler de gelmeye başladı. Finans, perakende, gıda sektörü derken, 2013'e kadar şirket ciddi anlamda yükseldi. 2014 başlarında şirkete bir de yabancı ortak getirme hedefim vardı. Bunun için muhasebeden tüm kadroya şirketi hazırladık. Kasım 2014’te şirketin yüzde 51’ini, 21 milyon dolar karşılığında National Bank of Kuwait Capital (NBK CAPITAL) aldı ve ortak olduk. Daha ciddi bir kurumsallaşma yapısı başladı. 

 

“Finans, perakende, gıda sektörü derken 2013 yılına kadar şirket ciddi anlamda yükseldi. 2014 başlarında şirkete bir de yabancı ortak getirme hedefim vardı. Bunun için de muhasebeden tüm kadroya şirketi hazırladık. Birkaç talep geldi. Kasım 2014’te şirketin yüzde 51’ini, 21 milyon dolar karşılığında National Bank of Kuwaıt Capital'e (NBK CAPITAL) satarak ortak olduk. Böylece daha ciddi bir kurumsallaşma yapısı başladı”

 

Türkiye ve dünyada hangi projelerde yer alıyorsunuz?

Sistem 9, Türkiye genelinde son aldığımız Turkcell projesi ile 40 binden fazla ekran yöneten, 18 ülkede farklı firmalara hizmet verebilen bir yapıya ulaştı. Bu proje, Avrupa’nın en büyük projesi oldu. Bütün mağazalar yenilenirken biz de özel yazılımlar yapıyoruz. Bu yazılımlarla müşteri içeri girdiğinde mağaza tanıyor, kişiye özel teklifler veriyor, cep telefonuna mesaj göndererek profile uygun tanıtımlar yapıyor. Bir diğer büyük projemiz ise TAB Gıda oldu. Grubun tüm restoranlarındaki menuboardları dijitale çevirdik. Firma bu proje ile güzel bir geri dönüş aldı. Önce yavaş gidiyordu, son 2 yılda büyük bir yatırım yaparak tüm mağazalar dijitale dönüştürüldü. Çünkü satışın arttığını gördüler. 

 

Dijital yayın ekranlarının yer alması kurumlara nasıl bir değer katıyor?

Öncelikle çok şubeli kurumlarda poster dağıtımı, asılması, kontrolü gibi işler ortadan kalkarak tek tuşla yapılan bir işe dönüştü. Bir banka, 2 bin şubesine tek tuşla mesajlarını gönderebiliyor. Bir başkası gruplamalar yaparak İstanbul’un iki yakasına, semtlerine veya farklı şehirlere yönelik içerikler yayınlayabiliyor. Firmalar basılı işlerden tasarruf ederken, bu ekranlar sayesinde satışların artmasına da yardımcı oluyor. Bunu da şöyle açıklayabilirim; bir restoranda menuboard’a baktığınızda hamburger 5 TL, patates 3 TL yazmak yerine dikkat çekici bir prodüksiyon, insanın iştahını açıyor. Veya sinemada, filmin fragmanı bu ekranlardan daha gişedeyken izlenebiliyor. Tüm bunlar satış-pazarlama anlamında kurumlara değer katıyor. Özellikle çok şubeli kurumlar bu yatırımla 1.5 yıl içerisinde kendilerini amorti edebiliyor. İlk yıllarda bu sistemler pahalıydı ama teknoloji gelişirken ürünler de ucuzladı. Eskiden sadece büyük kurumlara satabilirken şimdi standart bir emlak ofisi de dijital ekranları kullanabiliyor. 

 

“TÜM HİZMETLERİ TEK ELDEN VERİYORUZ”

Sistem 9’un başarısını neye bağlıyorsunuz?

Yurt dışında katıldığım konferanslardan biliyorum; Avrupa’da ilk 2’deyiz, dünyada da ilk 5’e girer duruma geldik. Çünkü sektör, çok yeni… En önemlisi de çok güzel bir ekibimiz var. Neredeyse kurulduğu günden bu yana ciddi bir özveri ile çalışan 10 kişilik bir çekirdek kadro var. Firmamız 9 kişi ile kurulmuştu, şu anda içerde 75, dışardaki teknik kadroyla 350 kişilik bir yapıya ulaştı. Tüm hizmetleri tek elden veriyoruz. Firmalar bu konuda sorun yaşamıyor. Sistem veriliyor, yazılımlar üretiliyor, içerikler hazırlanıyor. 81 ilde saha servisleri veriyoruz. Sistemle ilgili başı ağrısa müşteri bizi arıyor. Bu da bir rahatlık sağladı ve büyümemize etki oldu. 

 

Yayınlardaki içerikler nasıl oluşturuluyor?

Dijitalleşmenin en büyük avantajı, sınırsız sayıda dağıtım yapılabiliyor olması. Firmanın istenen bölgesindeki, istenen şubesine, istenen ekranına farklı içerikler gönderilebiliyor. Kurumlar ise bölgesel ve nokta bazlı kampanyalar yapabiliyor. Tüm bunlar, içerik ekibimiz tarafından hazırlanıyor. Firmalardan aldıkları bilgilendirme doğrultusunda, istenilen yönde içerik hazırlanıyor. Ayrıca kurumdan gelen taleplerle içeriğin görsel kısmı da kreatif ekibimiz tarafından geliştiriliyor. Bu da müşteriye büyük avantaj sağlıyor. 

 

Dijital ekran sistemlerinin yanı sıra reklam yönünüzü de geliştiriyorsunuz. Bu konuda nasıl yatırımlar yapıyorsunuz?

Başta İstanbul olmak üzere, İzmir, Balıkesir, Bursa gibi şehirlerin büyük LED ekranlarını ve reklam haklarını almaya başladık. İstanbul'da alışveriş merkezleri, Bakırköy ve Beyoğlu’nun tamamı, İzmir’de Karşıyaka’dan İnciraltı’na kadar olan sahil şeridi gibi yerlere bu kez reklam amaçlı ekranlar yerleştirerek, ikinci kolumuzu büyütmeye çalışıyoruz. Aslında şirketin yüzde 10’u olan kısmını, yüzde 50’ye getirmeyi hedefliyoruz. Bu çalışmalarımız da iyi gidiyor. Bu şirkette gurur duyduğum konu ise kurulduğumuz günden bu yana üç müşterimiz bizimle çalışmayı bırakıp başka firmalardan hizmet almayı seçti fakat üçü de 6 ay gibi kısa sürede geri  döndü. Bu durum, bizim için büyük bir başarıdır. 

 

2017’de yaptığınız yatırımlar neler oldu? 2018 için neler hedefliyorsunuz?

Bu yıl, reklam tarafına yaklaşık 10 milyon dolar yatırım yaptık. Bunu yıl sonuna kadar 12 milyon dolara taşıma hedefindeyiz. 2018’de ise bir önceki yıl yaptığımız yatırımlarda ilk yarıya kadar mantıklı bir gidişat gördüğümüz takdirde, 10 milyon dolar daha yatırım yapacağız. Geçen yıl ülkemizde ve dünyada yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen harcamayı kesmeyen sayılı firmalardanız. 2018’in iyi bir yıl olacağına inanıyorum. 2020’ye kadar, hedeflediğim 100 milyon dolar değeri yakalayacağız. Bu doğrultuda en büyük avantajımız; sektörün gelişime çok açık olması ve en yüksek pazar payına sahip olmamız olduğunu söyleyebilirim. Tüm planlarımızı da geleceğe yönelik Ar-Ge çalışmalarımıza önem vererek çağa uygun şekilde hazırlıyoruz.

 

“Başta ABD, İngiltere, Hollanda, Azerbaycan, Suudi Arabistan olmak üzere 18 ülkede 27 binden fazla ekran yönetiyoruz. Bizim şansımız, müşterilerle büyümek oldu. Bir müşterimiz dünyanın neresinde mağaza açarsa sistem de beraberinde gidiyor. Gittiğimizde de orada bir pazar oluşuyor. Yabancı ortağımızın kuveytli olması da 'arap bölgesi'nden iş getirdi”