PİYASALAR

"Sofistike bir anayasamız var"

Platin

Set asistanı olarak 21 yıl önce sektöre adım atan Eyüp Üstün, uzunca bir dönem çekimden montaja, miksajdan yayın bandına kadar her aşamada görev alıyor. Uluslararası yapımlarda da yer alarak global bir deneyim de yaşayan Üstün, kariyerinden ve kurduğu Staff Film'den bahsediyor.

Dalida Özatay Erus / dalida.ozatay@platinonline.com

• Hikayenizden ve Staff Film’in faaliyetlerinden kısaca bahseder misiniz?

TV yapımcılığımı 2008 yılında, kendi projem olan 26 bölümlük bir belgesel serisi ile gerçekleştirdim. Ardından karşıma, Türk Hava Yolları’nda Reklam Koordinatörü olarak çalışma fırsatı çıktı. Böylece kariyerimin ilk global deneyimi olan Kevin Costner ile gerçekleştirdiğimiz kampanyanın çalışmalarına başladık. Ardından Cobe Bryant, Lionel Messi, Caroline Wozniacki, Tiger Woods, FC Barcelona, Turkish Airlines Euroleague, National Geographic Channel gibi birçok isim ve marka ile kampanyalar gerçekleştirdik. Altı yıllık bu süreçte, sayısız prodüksiyonlarda dünyanın farklı yerlerinde birçok yabancı ekiple, reklam ajanslarıyla ve medya şirketleriyle çalışma fırsatım oldu. Altıncı seneye geldiğimde ise Warner Bross şirketiyle Batman V Superman filminin sponsorluk görüşmelerini yapmaya başlamıştık. Global projelerin arkası kesilmiyordu ama benim hikayem yarıda kalmıştı. 2014 yılında THY’deki görevimden ayrıldım ve Staff Film’i kurdum. Markamızla, THY, Halkbank, Aytemiz Petrol, Paraf Card-Shell, Emlak Konut, Torku gibi birçok markaya onlarca tv reklamı çektik. Diğer yandan dizi yapma fikri hep vardı. Drama projeleri için şirket bünyesinde bir ekip kurduk ve proje geliştirmeye başladık. Kalk Gidelim isimli dizi projemiz, TRT1 tarafından ilgi gördü ve hazırlıklara başladık. Kasım 2017’de de dizimiz seyircisiyle buluştu ve 4. sezona ulaştı. Ayrıca dünyada 70’li yıllardan beri yayınlanan ve üç fenomen formattan biri olan Aileler Yarışıyor programını yeniden hayata geçirdik. TRT1 ekranlarında 265 bölüm yayınlanan program, büyük beğeni topladı. 

• Şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz, Staff Film’in diğer yapım şirketlerinden farkı nedir?

Türkiye’de çok güçlü ve köklü yapım şirketleri var. Ama hiçbirisini rol model almıyoruz. Staff Film’in insani değerleri ön planda tutan, sofistike bir anayasası var. Çalışma ofislerinden setteki işleyişe kadar bunu görebilirsiniz. Şirketin en büyük özelliği ise kurumsallık. Bu kurumsallığın içerisinde; personele verilen değerden misafir ağırlamaya, ödeme disiplininden setlerdeki düzene kadar her şey yer alıyor. Şirketle teması olan herkes, bu inceliği fark eder. Çok fazla büyüme gibi bir hedefimiz yok. Staff Film, nitelikli işler yapan, müşterilerinin ve çalışma arkadaşlarının mutluluğuna önem veren butik ama güçlü bir şirket olarak ilerliyor. 

• Dijital platformların gelişimi, kişiye özel içeriklerin daha fazla tercih edilmesi ile değişen izleyici beklentileri karşısında sektörü 2021 yılında neler bekliyor?

Teknolojideki hızlı ilerleme ile, birçok sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşüme ayak uydurmak zorundayız. Tüketicimizin talebindeki yenilenme eğilimi, bizleri de yeni platformlarda yeni içerikler üretmeye itiyor. Özellikle genç izleyici kitlesinin neredeyse tamamında tercihin dijital platformlara yönelmesi bu mecrada sürdürülebilir, zengin içerik üretme zorunluluğunu ortaya çıkardı. 

Nitelikli içerik ve güçlü hikaye, izleyiciyi çekiyor. Konvansiyonel medya mecralarının eski belirleyiciliği ve sektöre yön veren özgül ağırlığı dijitale kayıyor. Diğer yandan dijital platformların etkisiyle sınırların kalktığını gözlemlediğimiz bir sürece giriyoruz. Bunun bir yansıması olarak yabancı ajans ortaklıkları ile gerçekleştirilecek prodüksiyonların öneminin de artacağını düşünüyorum.

“YATIRIM, İZLEYİCİNİN TOPLANDIĞI YERDE OLUR”

• Sinema sektörü, yatırımcı bulmakta zorlanıyor. Sizce bu süreci olumlu yöne çevirmek için neler yapılmalı?

Pandemi ile sinema sektörünün özellikle gişe bakımından olumsuz etkilendiğini söyleyebiliriz. Elbette operasyon süreçleri de olumsuz etkilendi. Ancak kreatif süreçlerde ciddi bir ilerleme oldu. Bu dönemde çok fazla proje yazıldı. Aşıyla birlikte pandeminin hayatımızdaki etkileri azaldıkça bu projeler hayata geçmeye başlayacaktır diye düşünüyorum. 

Yatırımcı ise doğal olarak bir karşılık görmek ister. Salonlarda izleyici olmazsa elbette sinema yatırımı da olmaz. Yatırım, izleyicinin toplandığı yerde olur. Şimdilerde ise salonlarda sinema izlemek yerine dijital platformlar üzerinden film izlemek alternatif bir pazarı beraberinde getiriyor. Yapılması gereken ise zamanın ve dönemin şartlarına uygun stratejiler geliştirmek ve bu yönde adımlar atmak.

• Diğer yandan sektör, geniş bir istihdam sağlıyor. Buradaki insan kaynağını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Türkiye’de alanında uzman, son derece kalifiye bir insan kaynağımızın olduğunu söyleyebilirim. Sektörde güzel işler yapan teknik insanların olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor. Diğer yandan freelance çalışma düzeninde, insanlar ciddi bir aidiyet sorunu yaşıyor. Bir bütün ekibin parçası olmak yerine, kendi küçük gruplarıyla özerk koloniler oluşturma eğilimleri olduğunu görüyoruz. Freelance mantığında, yapımın aldığı idari kararlara karşı direnç gösterme imtiyazı gibi bir yanlış anlayış söz konusu. Kurumsal bir yapım şirketi olarak, ekipleri yönetirken en çok karşılaştığımız problem bu diyebilirim. Önümüzdeki dönemde, bu çalışma modelini değiştirmeye yönelik adımlar atacağız.