“Albaraka Türk bir okul; öncü rolümüz her zaman devam edecek"

Türkiye’nin katılım bankacılığıyla tanıştığı ilk yıl olan 1984’te, sektörünün ilk bankası olarak kurulan ve 1985’te faaliyetlerine başlayan Albaraka Türk, bugün 33 yıllık mazisiyle sektörünün en köklü bankası konumunda bulunuyor. Zorlu bir 2017 yılını güçlü bir şekilde arkasında bırakan Albaraka Türk, 2018 yılına daha güçlü bir şekilde başlarken, yılı yüzde 15 ila 20’ler arasında bir büyümeyle kapatmayı hedefliyor. Yakın coğrafyalarımız olan Kuzey Irak ve Türk Cumhuriyetleri’nde faaliyetlerini artırarak sürdüren banka, diğer taraftan da Avrupa’da sıfırdan kurduğu ve tamamen dijital taraftan ilerleyeceği katılım bankacılığı platformuyla da sektöründe farklılaşmaya devam edecek. Biz de Platin olarak tüm bu konuları ve çok daha fazlasını konuşmak için Albaraka Türk Genel Müdürü Melikşah Utku ile bir araya geldik. Utku, hem katılım bankacılığı genelinde hem de Albaraka Türk özelinde sorularımızı tüm içtenliğiyle yanıtladı.

Mustafa Gündoğdu / mustafa.gundogdu@platinonline.com

Türkiye’nin ilk katılım bankası olan Albaraka Türk, bugün 33 yılı arkasında bırakırken, adeta bir ‘okul’ rolü sürdürüyor. 1985’ten bugüne Türkiye’nin diğer önemli katılım bankalarının üst düzey yöneticilerinin tedrisatından geçtiği banka, kurulduğu ilk günden bu yana kendisiyle beraber, sektörün de bugünkü konuma gelmesindeki en önemli yapı taşlarından birini oluşturmuş durumda…

Katılım bankacılığı açısından zorlu bir yıl olarak tabir edilebilecek 2017’de mütevazı büyümesine devam eden Albaraka Türk, 2018 yılına daha güçlü bir şekilde başlamış durumda. Albaraka Türk Genel Müdürü Melikşah Utku, 2023 yılına kadar her yıl yüzde 15 ila 20 arasında bir büyüme hedeflediklerini dile getirirken, sadece Türkiye’de değil, hem komşu coğrafyalar hem de Avrupa’da genişleme göstereceklerinin altını çiziyor. Utku, katılım bankacılığının da bu dönemde potansiyelini iyi kullanması halinde, sektör olarak tüm bankacılık sisteminde paylarını 2023 yılında yüzde 10’ların üzerine çıkarabileceklerini aktarırken, hem sektör hem de Albaraka Türk özelinde önemli bilgileri okurlarımızla şu şekilde paylaşıyor: 

Öncelikle sektör açısından başlarsak, katılım bankacılığı 2017 yılında nasıl bir performans gösterdi? 

2017 aslında, katılım bankaları açından zor bir yıl olarak başladı. Zira son birkaç yıldır katılım bankacılığına yönelik, tüm bankacılık sistemi içerisindeki ‘payını artıramıyor’ eleştirisi vardı. Bu, bir noktada da haklı bir eleştiri. Çünkü son iki yıldır katılım bankacılığı, sektörde yüzde 6’nın biraz üzerinde seyrediyor. Tabii ki pay artıramamada Bank Asya’nın sektörden çekilmesinin önemli bir payı var. Çünkü bu çekilmenin ardından bu bankanın payı, geri kalan diğer katılım bankalarınca tam olarak bölüşülmedi. Dolayısıyla tam anlamıyla bir genişlemeden bahsetmek pek olası değil. Fakat 2017’nin ikinci yarısından itibaren de hafif bir toparlanma olduğu görülüyor.

Bununla beraber son zamanlardaki mevduat artışı nedeniyle, bizim ticari mevduat dediğimiz şirketlerin paraları, daha ziyade ticari bankalara kaydı. Mevduat faizlerinin oldukça yüksek seyretmesi de katılım bankacılığının payının artmasında bir diğer engeldi.

KGF etkisinin de bir anlamda katılım bankacılığının payının artmasını etkilediğini söyleyebilir misiniz?

Aslına bakarsanız KGF’yi biz de çok etkili bir biçimde kullandık. Fakat ticari bankalar hızlı bir şekilde KGF teminatlı kredi verebiliyordu. Katılım bankaları olarak ise müşterimiz iş yaptıkça KGF teminatlı kredi kullandırabildik. Yani halihazırda hemen bir kredi kullandırımı söz konusu değildi. O yüzden ekonominin bir miktar canlanması gerekiyordu. O canlanma da özellikle 2017 üçüncü çeyrekten sonra ortaya çıktı. Tabiatıyla müşteriye KGF teminatlı kredi verince, müşterinin de mevduatını çekmiş oluyorsunuz. Bu bakımdan da ticari bankalar 2017’ye biz katılım bankalarının önünde başlamış oldu. Özellikle 2017 son çeyrekte, biz de Albaraka Türk olarak, diğer bankalarla birlikte hızlı bir büyüme trendi gerçekleştirdik.

Albaraka Türk özeline dönersek, banka olarak 2017 yılında ne kadarlık bir büyüme gösterdiniz?

2017 dördüncü çeyreğinde bizim büyümemiz yüzde 15’in üzerindeydi. Yıl bazında ise yüzde 10’un biraz üzerinde bir büyümeye imza attık. Bizim için bu oran, oldukça mütevazıydı. Bankamızın 2017’deki net dönem kârı, 2016 yılına oranla yüzde 9 artarak 237 milyon TL’ye ulaştı. Aynı dönemde toplam aktiflerimiz yüzde 10,3 artarak 36.2 milyar TL’ye çıkarken, toplanan fonlarda da yüzde 9,3’lük artışla 25.3 milyar TL’lik bir büyüklüğe ulaştık. Albaraka Türk olarak, geçen yıl 25.2 milyar TL’lik de fon kullandırdık.

Albaraka Türk olarak yurt dışında önemli lokasyonlarda bankacılık faaliyetlerinizi sürdürüyorsunuz. Şu anda hangi coğrafyalarda varlık gösteriyorsunuz?

Bankamızın Türkiye dışında Kuzey Irak’ta, Erbil’de beş yıldır şubesi bulunuyor. Biz aslında 2017, hatta 2016 sonlarından itibaren Kuzey Irak’taki şube sayımızı artırmayı planlamıştık. Bunun için de ana bankacılık paketimizin uluslararası versiyonunu (iAlbatros) hazırladık. Onu Erbil’de hayata geçirdik ve hızlıca diğer merkez noktalarda şubeleşme açısından atağa geçme niyetimiz vardı. Fakat biliyorsunuz ki, o dönemde referandum sürecinden geçtik ve planlarımızı referandum sonrasına erteledik. Önümüzdeki günlerde Bağdat şubemizi açacağız. Ardından da Basra, Süleymaniye gibi noktalarda şubeleşme yoluna gideceğiz. 

Bunun dışında Balkan coğrafyasıyla ilgilendiğimizi belirtebilirim. Burada Arnavutluk’ta bir bankayla ilgileniyoruz. Türk Cumhuriyetleri tarafında da bir iki bankayla görüşmelerimiz sürüyor. Buralarda sıfırdan lisans almak yerine mevcut bankaları satın almayı düşünüyoruz.

Farklı coğrafyalarda sıfırdan lisans almayı düşünmüyor musunuz? Yani var olan bankaları mı satın alacaksınız?

Albaraka Grubu, genel olarak böyle bir politikayı benimsiyor. Grubun şu anda 16 ülkede faaliyeti söz konusu. Bunların her birinde de federe bir yapı mevcut. Her bir ülkede yerel güçlü bir ortak var. Bununla beraber Albaraka Grubu da ana ve operasyonları yürüten ortak olarak ortaya çıkıyor. Biz de Albaraka Türk olarak benzer bir modeli genişlemek istediğimiz ülkelerde hayata geçiriyor olacağız. Güçlü bir yerel ortak, mevcut bir bankayla; yönetimi de bizde olmak kaydıyla, bahsettiğim coğrafyalarda genişlemek istiyoruz.

Albaraka Grubu için Türkiye dolayısıyla Albaraka Türk ne anlama geliyor?

Grup içerisinde çok değişik nitelikte bankalar var. Örnek vermek gerekirse Albaraka Ürdün, Ürdün’ün en büyük ikinci bankası ve en büyük katılım bankası. Aynı şekilde Pakistan’daki bankamız da üç farklı bankanın birleşmesinden ve satın almalardan meydana gelmiş bir yapı. Tüm Albaraka Grubu içerisinde ise aktif büyüklük ve kâr sağlama açısından en büyük banka Albaraka Türk. Bu bağlamda tüm grup içerisinde kâr sağlama açısından Albaraka Türk’ün yüzde 35 civarında bir büyüklüğü var. Bu oran, önümüzdeki yıllarda daha da artacak.

Tüm bankacılık sistemi içerisinde şu anda en çok gelişme gösteren taraf, hiç şüphesiz mobil ve dijital bankacılık. Albaraka Türk, bu alanda ne gibi yatırımlara imza attı?
Biz orada birkaç cepheden dijitalleşmeye geçiyoruz. Bir taraftan içeride çık ciddi bir program başlattık. Birçok alanda görmediğimiz ölçüde geniş bir programdan bahsediyorum. Bunun içerisinde müşterilere hizmet de, operasyon süreçlerinin dijitalleşmesi de, robot yazılımların kullanımı da, teknolojinin kullanımı da var. Ama daha da önemlisi, çok fazla dikkate alınmayan risk yönetimi ve hukuk tarafında da bir dijitalleşme süreci başlattık. Yani dijitalleşme, mevzuatımızdan tutun da dijitalleşme üzerine oluşabilecek risklerin yönetimine kadar çok değişik yenilikler getirecek. 

Teknoloji yatırımlarımız da söz konusu. Mobil platformumuzu ciddi anlamda sıfırdan içeride yazdık. Bunu da normal mobil bankacılık ya da sadece bir ön yüz oluşturmaktan ziyade, komple yepyeni bir platform oluşturarak yaptık. Bu platforma kendi iç süreçlerimizi de dahil etmeye başladık. Örneğin, aynı mobil platform üzerinden bizim kendi pazarlama personelimiz, müşteriyle alakalı büyün işlemlerini halledebiliyor olacak. Aynı platformu mobil bankacılık için de kullanacağız.

Albaraka Türk’ün dijitalleşme politikası nasıl?

Şunu belirtmemiz gerekiyor; dijitalleşme deyince olaya sadece teknoloji olarak bakılıyor ve iki unsur genelde ihmal ediliyor. İlki, çok ciddi anlamda iş süreçleri değiştiği için personelin yapacağı işler de değişiyor. Bu anlamda biz, personelimize de çok önemli yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Onları yeniden eğitiyor, yeni alanlara yönlendiriyoruz. Bunun dışında dijitalleşmeyi FinTech’lerden bağımsız düşünemezsiniz. Bankacılıkta yeni iş yapış tarzları ortaya çıkıyor, ki bizim de Avrupa’da kuracağımız dijital bankacılık platfomu, tamamen bu model üzerinden ilerleyecek. Yine bu devirde, sizin içerideki işleyişinizi, teknik hizmetlerinizi başkalarına da açıyor olmanız lazım. Bu anlamda da dışarıdaki girişimcilerle ve fikir üreticileriyle birlikte çalışma modelleri de geliştiriyoruz. İçeride Albaraka Garaj gibi bir hızlandırma ve kuluçka merkezi kurduk. Yanı sıra portföy yönetim şirketimiz üzerinden de bir girişim fonu kurduk. Oradan da ileride birlikte çalışmak isteyeceğimiz FinTech’lerin gelişmesini sağlayacak mekanizmalar kuruyoruz. Bununla beraber bankacılık sistemimizde API bankacılığı üzerinden, API’lerimizi parça parça olarak ile bizimle çalışmak isteyen ortaklarımıza açacağız.

Röportajın devamı Platin'de...