Fransız zarafeti ile yeniliklerin buluştuğu bir klasik: Cartier

Fransız mücevher evi Cartier, 100 yılı aşan tasarım yolculuğunda yenilikçi yaklaşımı sayesinde daima bir adım önde oldu. Bugün mücevherden saate pek çok modelinin klasikleştiği Cartier; Paris, Londra ve New York’taki atölyelerinde her sezon farklı hikâyeler anlatan koleksiyonlar yaratıyor. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’a gelen Cartier güney doğu Avrupa direktörü Françoıs-Marc Sastre, Platin'e markanın yeni yatırımlarını anlatırken Türkiye’deki konumuna da değindi.

Dalida Özatay Erus/ dalida.ozatay@platinonline.com

 

“İNOVASYON, CARTIER’NİN TEMEL DEĞERLERİNDEN BİRİ VE SINIRLARI ZORLAMAYA DEVAM EDİYORUZ”   

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’a gelen CartIer Güney Doğu Avrupa Direktörü FrançoIs-Marc Sastre, merak ettiğimiz soruları yanıtladı…

 

Cartier denildiğinde akla ilk saat modelleri gelirken, marka son yıllarda mücevher ve aksesuarlarla da ilgi çekiyor. Bu anlamda markayı rakiplerinden ayıran en temel özellikler neler?

Cartier aslında bir mücevher evi olarak doğdu, ardından saatçilik alanında ilkleri gerçekleştirerek saatçilik dünyasının da liderleri arasında yerini aldı. Bugün her iki alanda da hem ikonik hem de yepyeni tasarımlardan oluşan koleksiyonlarımızla markayı yarınlara taşıyoruz. Cartier, başarısını muazzam yaratıcılık ve sürekli yenilik üzerine inşa etti. 1847’de kurulan Maison de Cartier, her yeni koleksiyon ile tasarımlarının modernizmini vurgulamaya devam ediyor. Mücevherat alanındaki ustalığı gayet iyi bilinen Cartier, hem markaya yıllar boyunca rehberlik eden felsefesinin hem de zanaatkarlarının yaratıcılığının ürünü olan birçok devrimsel atılıma önayak olarak öncü rolünü de başarı ile sürdürdü. İnovasyon, Cartier’nin temel değerlerinden biri ve her alanda sınırları zorlamaya devam ediyoruz.  
         
Üretim, tek merkezden mi gerçekleşiyor? Bu merkezin üretim ve tasarım özellikleri nelerdir?


Saatlerimiz, İsviçre’de, La Chaux-de-Fonds’daki üretim merkezimizde tasarlanırken mücevherler ise Paris, Londra ve New York’ta bulunan atölyelerimizde işleniyor. Bu üretim merkezleri ve atölyeler, en son teknolojik donanıma sahip olmakla beraber, arşivlerimizi de barındırıyor. Cartier tasarımlarının en önemli özelliği, geçmişten gelen zanaatkarlığımızı yenilikler ve değişen sosyal hayatın gereklilikleriyle geleceğe taşıyan estetik unsurlar katabilmesidir. Bu unsurları her bir tasarımımızda görebilir, geçmişin ruhunu hissederken modernizmin öncülüğünü taşıyabilirsiniz.

Marka, ne zamandan bu yana Türkiye pazarında bulunuyor? Türk pazarında nasıl bir hedef kitle mevcut?

 

2007’de Türkiye’de ilk butiğini açan Cartier, 2014’te de ikinci butiğini İstinyePark’ta açtı. Maison de Cartier olarak, gün geçtikçe daha fazla saat koleksiyoncusunun ve seçkin mücevhere ilgi duyan kitlenin ortaya çıktığı Türkiye piyasasında büyüyerek var olmaya devam edeceğiz. Yeni butiğimiz Cartier EMAAR Square Mall, mevcut mücevher ve saat koleksiyonlarına 530 metrekarelik alanda ev sahipliği yapacak. Butiğin merdivenlerinin duvarları Paris’te tasarlanan özel duvar kağıtları ile kaplandı, iç dekorasyonu ise Bruno Moinart konseptine uygun yapıldı. Butiğin ana rengi olan bronz pirinç, mobilya, duvar paneli ve pencerelerde kullanıldı. Girişte konukları karşılayan Windfall avize, Cartier şıklığını ve zarafetini yansıtıyor. Yenilik ve sanat, Maison de Cartier’nin kalbinde yer alıyor. Türkiye’deki müşterilerimiz, yıllar içinde bizimle ve tasarımlarımızla birlikte geleceğe yürüyen kişiler oldu ve bu, bizim artık Türkiye’de kendimizi evimizde hissetmemizin en önemli nedeni.

 

ZANAATİMİZİN ODAĞINDA, TAŞLARIN GÜCÜ YATIYOR” 


Bugünlerde yeni koleksiyon Résonances de Cartier konuşuluyor…


Résonances de Cartier koleksiyonu, zıtlıklar ve akışkan çizgilerin oyunu ile taşların güçlü kişiliklerini yansıtan çarpıcı bir estetik yaratıyor. Koleksiyon, içlerinde bileğin ufak bir hareketiyle renk ve ruh halini değiştiren hareketli motiflere sahip göz alıcı ve özgün bir bilekliğin de olduğu 100’den fazla parçadan oluşuyor. Taç olarak kullanılabilen kolyelerden broş olarak takılabilen bilekliklere, bu parçaların çarpıcı mekanizmaları görsel bir şölen oluşturuyor. Tasarım ekibi ve tasarımcılarımız için zanaatimizin odağında taşların gücü yatıyor. Résonances ismi, bizim için en uygun isim oldu çünkü fiziksel etkilerin ya da titreşimin ötesinde göz alıcı bir mücevher karşısında hissettiğiniz o sihirli duyguyu da ifade ediyor. Taş, her Cartier tasarımının odak noktasını oluşturuyor. Tasarım ve kompozisyon tamamen sergilenmek istenen taşın kendisi tarafından belirleniyor. Mücevhere verilen bu özel değer, Cartier stilinin en temel bileşeni. Taşa katılan yorum ve tasarımın değeri, Cartier stilinin parçalarını gösteriyor. Bir Cartier tasarımında önemsiz tek bir parça dahi bulunmuyor; bu, aslında markanın tasarımlarını diğerlerinden ayıran en güçlü özellik. Tasarım, elmas ya da damla kesimli özel taşların yan yana dizilmesinden oluşan sade bir eser olabilir. Aynı şekilde, taşların oranları, geometrisi ya da kompozisyonun akışı bile kendi başına tasarımın kalbini oluşturabilir.

Röportajın ayrıntıları Platin'de...