PİYASALAR

Dr. Mehmet Furkan Burak: Geçen günleri değil, her zaman gelecek günleri düşünüyorum

Platin

Harvard Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Furkan Burak "Araştırma yapmak, soru işaretleri ile yaşayıp mutlak doğruyu kovalamak hem çok keyifli hem de çok zor. Baştan yapacağınız deneylerin yüzde 90’ından fazlasının çalışmayacağını ve vardığınız sonuçların yanlış olabileceğini kabul ederek işe başlıyorsunuz" dedi

Ben araştırmacı hekim (physician-scientist) konsepti ile üç kulvarda çalışıyorum. Harvard Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak hasta başı medikal inovasyon dersi veriyorum. Klinik endokrinoloji ve dahiliye uzmanı olarak da hasta görüyorum. Zamanımın çoğunda ise laboratuvarda obezite ve komplikasyonları üzerine çalışıyorum. 

"MESAİ SAATİ KAVRAMINIZ YA DA ELİNİZE VERİLMİŞ BİR AJANDA YOK"

Araştırma yapmak, soru işaretleri ile yaşayıp mutlak doğruyu kovalamak hem çok keyifli hem de çok zor. Baştan yapacağınız deneylerin yüzde 90’ından fazlasının çalışmayacağını ve vardığınız sonuçların yanlış olabileceğini kabul ederek işe başlıyorsunuz. Sürekli kendinizi ve ürettiğiniz bilgileri sorguluyorsunuz. Bu bulgular klinikte hasta görürken, özellikle de komplike hastalarda size adeta meşale olup önünüzü aydınlatıyor. Hiç kimsenin düşünmediğini düşünmeye teşvik edilmek, daha önce kimsenin sormadığı soruları sorup cevaplarını özgürce araştırmak bana canlı ve özgür olduğumu hatırlatıyor. Gerçek bilim yaparken mesai saati kavramınız yok, elinize verilmiş bir ajanda yok, ne kadar para kazanıp kaybettiğinize dair kaygılarınız yok, sorduğunuz soruların gökyüzü dahil limiti yok, sonuçlara göre kimseye eyvallahınız yok. Bulduğunuz her bilgi gökyüzünde bir yıldız oluyor ve birgün birilerinin dünyasını aydınlatıyor. Bu motivasyonla hasta bakmak, onların dertlerine çare olmak çok tatmin edici ama tabii ki büyük özveri ve fedakarlık gerektiriyor. Hayatın her alanından fedakarlık... Geçen günleri değil her zaman gelecek günleri düşünüyorum. Bu bana bir rahatlık ve esneklik veriyor.

“HAYALLERİNİZİN PEŞİNDEN KOŞMAZSANIZ, HAYAT BOYU BAŞKALARININ HAYALLERİ İÇİN ÇALIŞIRSINIZ”

Dünya Sağlık Örgütü 2016 verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 52’si fazla kilolu ve bu oran giderek artıyor. Çocuklarda da bu oran son 30 yılda  yüzde 4’lerden yüzde 20’ lere gelmiş durumda. Obezite ve komplikasyonları, insan hayatını 5-10 yıl kısaltıyor. Diyabet, damar sertliği, kalp krızi, inme, kanser gibi obezite ilişkili sorunlarla ayrı ayrı mücadele etmek sorunları efektif olarak çözmüyor. Soruna obezite olarak bütüncül yaklaşmak gerekiyor. Covid-19 hastaları bile eğer fazla kilolu iseler hastalık çok daha ağır seyrediyor ve ölüm riski çok daha yüksek oluyor. Dolayısıyla böyle korkunç bir probleme çözüm üretmeye talip oluyoruz. Mesleğimi Allah’ın bir lütfu olarak görüyorum. Hep söylediğim bir söz var, hayallerinizin peşinden koşmazsanız, hayat boyu başkalarının hayalleri için çalışırsınız. Kendimce insanların hayatına dokunmaya çalışıyorum. Hastanede şifa bekleyen hastamın hayatı, öğrenmek için bekleyen öğrencimin geleceği; laboratuvarda bulacağımız bir keşifle değişecek… Hiç tanışmadığım milyonlarca insanın hayatına dokunma şansı… Bilim ve tıp, toplumları birleştiren nadir disiplinlerdendir. Güzel ülkemizde uzmanların, sağlık personellerimizin ve bilim insanlarımızın hak ettiği değeri ilelebet görmesi dileğiyle...