PİYASALAR

Doğala dönüş: Organik tarımın durdurulamaz yükselişi

Platin

Hızla değişen tarım uygulamalarına karşılık olarak doğan organik tarım, 20’nci yüzyılın başından beri uygulanan bir sistem. Bugün, 100 milyar doları aşan pazar büyüklüğü ve küreselde 70 milyon hektarlık alan ile 186 ülkeyi kaplayan devasa bir boyuta ulaşmış durumda. Organik ürünlere ilginin her geçen gün artması, sektörün büyüme ve gelişme potansiyelinin çok daha yüksek olduğunu gösteriyor

İrem Sertbaş / irem.sertbas@platinonline.com

Binlerce yıl boyunca tarım, yapay kimyasallar kullanılmadan uygulandı. 19’uncu yüzyılın ortalarına doğru ise sektörde ilk kez yapay gübreler kullanılmaya başlandı. 1940’lar ‘pestisit çağı’ olarak adlandırıldı.  Artan nüfusun temel ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan bu yöntemler yıllardır devam ediyor. 20’inci yüzyılın başlarında ise tarımda organik devrimin ayak sesleri duyuldu. Günümüzde artık tüketiciler; yediklerini ürünün nereden geldiğini, hangi koşullarda, kimler tarafından yetiştirildiğini, içinde herhangi bir kimyasal olup olmadığını merak ediyor. Tüm bunların yanı sıra organik tarım; sürdürülebilir kalkınma kapsamında her kesimde giderek daha fazla talep görüyor. 

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ İLK KEZ 100 MİLYAR DOLARI AŞTI 

Bugün; sertifikalı organik tarım, dünya genelinde 70 milyon hektarlık bir alanı oluşturuyor ve bunun yarısından fazlası Avustralya’da bulunuyor. Organik perakende satışları da büyümeye devam ederek, 186 ülkeden gelen verilerin gösterdiği üzere tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşıyor. 

Pazar araştırma şirketi Ecovia Intelligence, küresel organik gıda pazarının 2018’de ilk kez 100 milyar doları (yaklaşık 97 milyar Euro) aştığını tahmin ediyor. Amerika Birleşik Devletleri 40.6 milyar dolar ile lider pazar konumunda... ABD'yi, Almanya ve Fransa izliyor. Avrupa Birliği’ne bir bütün olarak baktığımızda, organik pazar büyüklüğü 37.4 milyar Euro’yu buluyor. Avrupa bölgesinin toplam hacmi ise 40.7 milyar Euro.

“TÜKETİCİLERİN BİLİNÇLİ VE GELİR SEVİYELERİNİN YÜKSEK OLDUĞU ÜLKELERDE ORGANİK ÜRÜN TÜKETİMİ ARTIYOR”

Küresel ölçekte tarım arazilerinin yüzde 1,5’i organik... Ancak, birçok ülkenin payları çok daha yüksek… Organik tarıma ayrılan alan büyüklüğü bakımından Avustralya, Arjantin ve Çin başı çeken ülkeler. Bunları sırasıyla İspanya’nın ve Uruguay’ın izlediğini vurgulayan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, sözlerine şöyle devam ediyor: “Yüzde olarak tarımsal alanlarının içinde organik tarıma en çok alan açanlar sırasıyla Lihtenştayn, Samoa, Avusturya, Sao Tome & Prinsip ile Estonya. Kişi başına en çok organik ürün tüketen ülkelere baktığımızda da İsviçre, Danimarka ve İsveç’i görüyoruz. Bu ülkeleri ise Lüksemburg ve Avusturya izliyor. Ekonomisi güçlü, tüketicilerin bilinçli ve gelir seviyelerinin yüksek olduğu ülkelerde organik ürün tüketiminin arttığını düşünebiliriz. Organik ürün talebinin orta sınıflardan geldiğini gösteren araştırmalar da bize sektörün başarısı konusunda fikir verebilir. "

“TÜRKİYE GENELİNDE ORGANİK BİTKİSEL ÜRETİM MİKTARI 2 MİLYON 371 BİN TONA YÜKSELMİŞ DURUMDA”

Dünya genelinde organik gıda ve içeceklere en yüksek kişi başı harcama; 312 Euro ile İsviçre ve Danimarka’da yapılıyor. Onları kişi başına 231 Euro ile İsveç ve 221 Euro ile Lüksemburg takip ediyor. Türkiye’de ise bu rakam 1 Euro’nun altında kalıyor. Tarımsal ürün çeşitliliği, zengin ekosistemi, uygun arazi yapısı, iş gücü ve uluslararası ticaret açısından sahip olduğu rekabet avantajlarına kıyasla Türkiye’nin pazardaki payının potansiyelinin çok altında seyrettiğine değinen Sade Organik Kurucusu ve Genel Müdür Uğur Demirci, şu yorumda bulunuyor: “Türkiye, 1996 yılında 8 adet organik ürün üretirken, bugün artık 79 bin 563 üretici ile birlikte 646 bin hektar alanda yaklaşık 250 farklı çeşit ürün üretiyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye genelinde 2008’de 530 bin ton olan organik bitkisel üretim miktarı 2018’de 2 milyon 371 bin tona yükselmiş durumda. Türkiye aynı zamanda; İtalya, Almanya, Hollanda, ABD, Japonya, İngiltere ve Kanada başta olmak üzere 40’tan fazla ülkeye organik ürün ihraç ediyor.”

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ, 5 YILDA 150 MİLYAR DOLARA ÇIKACAK

Özellikle Covid-19 salgının tüm dünyayı etkilediği bir dönemde, tüketiciler organik ürünlere yöneliyor. Herkes bağışıklık sistemini güçlendirmek ve hastalıktan kaçınmak için ne yediğine ve ne içtiğine her zamankinden daha fazla dikkat ediyor. Salgın, organik ürün talebini eşi görülmemiş bir şekilde artırdı. 100 milyar dolarlık küresel organik gıda pazarının bu yıl yüzde 25 büyüyeceği ve büyüklüğünün 5 yılda 150 milyar dolara çıkacağı öngörülüyor. Zaten var olan iklim krizine salgın da eklenince sürdürülebilir çevre bilincinin ortaya çıkığını ve insanların, doğal ve organik ürünler hakkında fazlasıyla kendilerini bilinçlendirdiğini söyleyen Bee’o Propolis Kurucu Ortağı, Propolis Uzmanı Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, “Dünyada uygulanan doğanın kendi döngüsünü kullanan permakültür gibi tarım üretim sistemleri, ülkemizde de sırf üreticiler değil, halk tarafından da uygulanır duruma geldi. Bazı belediyeler kompost sistemini getirdi. Sıfır atık bilinci ortaya çıktı. İnsanlar evinin balkonunda bile ürün yetiştirmeye başladı. Bütün bunlar göz önüne alındığında gelecekte organik ürün pazarının giderek büyüyeceği kesin” diyor. 

BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR

Organik tarım, sürdürülebilir tarım sistemlerinin kurulması noktasında büyük öneme sahip. Organik beslenmek, hem sağlıklı beslenmeyi hem de gıda konusunda bilinçlenmeyi beraberinde getiriyor. Dünya genelinde organik üretim pazarı büyümeye devam ediyor. Son 10 yılda dünyadaki toplam organik üretim alanı 35 milyon hektar ile yüzde 97 gibi inanılmaz bir oranda arttı.Türkiye’de de 2009-2018 yılları arası organik tarıma ayrılan alanın yüzde 98,3 seviyesinde genişledi. Yükselen organik üretim trendinin hem ülkemizde hem de küresel çapta büyümeye devam edeceği; bunu yaparken de sürdürülebilirliğe destek vereceği kesin.