PİYASALAR

Asya'da bir müttefik: Japonya

Platin

Japonya, 1854’te ABD ile Kanagawa Antlaşması’nı imzaladıktan sonra limanlarını açtı. Yoğun bir şekilde modernleşmeye ve sanayileşmeye başladı. İmparator Meiji’nin 1868 yılında başlattığı Meiji Restorasyonu ile ülkenin siyasi ve sosyal yapısında muazzam değişiklikler yaşandı. Japonya hızla sanayileşti ve batı fikirlerini ve üretim yöntemlerini benimsedi. Bugün, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olan Japonya, aynı zamanda bölgede Amerika’nın en önemli müttefiki

İrem Sertbaş / irem.sertbas@platinonline.com

19’uncu yüzyılın sonları ve 20’nci yüzyılın başlarında Japonya, hem Çin’e hem de Rusya’ya meydan okuyabilecek kapasitede bölgesel bir güç oldu. Kore, Tayvan ve güney Sakhalin Adası’nı işgal etti. 1931-32’de, Mançurya’yı işgal etti ve 1937’de Çin’e tam ölçekli bir işgal başlattı. Japonya, 1941’de ABD kuvvetlerine saldırdı. Böylelikle; Amerika’nın İkinci Dünya Savaşı’na girmesini tetikledi. Savaş sonrası yenilgisinin ardından ise ekonomik bir güç ve ABD müttefiki haline geldi. İmparator, ulusal birliğin sembolü olarak tahtını korurken, seçilmiş politikacılar gerçek karar alma yetkisini elinde bulundurmaya başladı. 30 yıllık benzeri görülmemiş büyümenin ardından, Japonya ekonomisi 1990’lardan itibaren büyük bir yavaşlamaya tanık oldu. Ancak, ülke ekonomik bir güç olmaya devam ediyor.

iNGİLİZ İŞ DÜNYASINA PASİFİK KAPILARI AÇILDI

ABD ve Çin Halk Cumhuriyeti’nden sonra dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olan Japonya, oldukça gelişmiş bir serbest piyasa ekonomisi olarak varlığını sürdürüyor. Asya’da bölgesel bir güç olarak konumlandırılan Japonya; Çin ve Güney Kore ile giderek artan rekabetle karşı karşıya… Bugün Japonya’da üretim artık öncelikle optik aletler, hibrit araçlar ve robotik gibi yüksek teknolojili ve hassas ürünlere odaklanıyor. Ülkenin yüksek teknolojilerde ve Ar-Ge alanında çok gelişmiş olması, yabancı yatırımlar için de önemli bir konu. Öte yandan, Japonya’nın diğer Asya ülkelerine bir giriş kapısı olarak değerlendirilmesi, ülke ekonomisi için büyük önem taşıyor. İngiltere’nin; 23 Ekim 2020’de, Brexit sonrası ticareti yaklaşık 15.2 milyar Sterlin artıracak ilk serbest ticaret anlaşmasını Japonya ile imzalaması bunun bir kanıtı. Böylece; İngiliz iş dünyasına Pasifik kapıları açılmış oldu. 

“BİRÇOK BAKIMDAN ASYA’NIN EN KALKINMIŞ ÜLKESİ”

Japonya’nın, İkinci Dünya Savaşı sonrası süreçte Doğu Asya’da kalkınma sürecine öncülük eden, diğer ülkelerin kalkınma sürecine de yatırımları ve yardımlarıyla destek olan bir ülke olduğuna değinen Atlı Global Danışmanlık Kurucu Direktörü ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, sözlerine şöyle devam ediyor: “Toplam ekonomik büyüklük olarak Çin’den sonra ikinci sırada yer alsa da birçok bakımdan Asya’nın en kalkınmış ülkesi… Bununla birlikte Japonya’nın Asya’daki rolünü tanımlayan diğer bir husus da ABD ile müttefik olması. Günümüzde Doğu Asya’daki güvenlik konusu bir tarafta yükselen bir Çin, diğer tarafta ise Japonya ve Güney Kore gibi ABD müttefiklerinin oluşturduğu iki ana eksen üzerinden şekilleniyor.”

KENTSEL NÜFUS, TOPLAM NÜFUSUN YÜZDE 91,8’İNE DENK DÜŞÜYOR

Ülkede alım gücünün yüksek olması ve  son on yıldır siyasi istikrarın güçlenmesi, yabancı yatırımcılar açısından burayı cazip kılan unsurlar arasında yer alıyor. Ülkede kentsel nüfus, toplam nüfusun yüzde 91,8’ine denk düşüyor. Diğer sanayileşmiş ekonomilerle karşılaştırıldığında; Japonya, GSYİH büyüklüğüne göre düşük ihracat seviyeleri ile karakterize oluyor. Türkiye ve Japonya arasındaki ticari ilişkinin boyutu da artmaya devam ediyor. Otomotiv ve yan sanayi, imalat sanayi, gıda ve altyapı sektörlerine özel ilgi gösteren ülke, Türkiye’ye son 15 yılda yaklaşık 2.9 milyar dolar tutarında yatırım yaptı. Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığı verilerine göre, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) tarafından sağlanan krediler ile Haliç Köprüsü, Hasan Uğurlu Barajı ve HES, Altınkaya Barajı ve HES ile İkinci Boğaz Köprüsü ve Marmaray gibi önemli projelere finansman sağlandı. 2019 itibariyle ülkemizde faaliyet gösteren 248 Japonya sermayeli firma bulunuyor.   2019 yılı, ‘Japonya’da Türk Kültür Yılı’ olarak kutlandı. Türkiye ile Japonya arasında ekonomik ortaklık anlaşması imzalanmasına yönelik görüşmeler, Covid-19 döneminin yaşattığı aksaklığı rağmen devam ediyor. ‘Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nda görüşmelerin bitmesi, ticaret hacminde de büyük bir artışa neden olacak.

“FİRMALAR, DAHA AZ MALİYET GEREKTİREN DAĞITIM İŞİNE ODAKLANMALI"

Hitay Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emin Hitay “Dünyanın üçüncü büyük ekonomisi konumundaki Japonya, yabancı yatırımcıların ilgisini çekse de, buraya yapılan doğrudan yabancı yatırım oranı görece düşük seviyede. Buna karşın Japon iş insanlarının ülke dışına yönelik yatırımları dünyada önemli seviyelere ulaşmış durumda. Japonya ile ekonomik ilişkilerimizin en önemli boyutunu Türkiye’deki Japon yatırımları oluşturuyor. Japonya’ya yatırım için ise önemli sermaye gerekiyor ve üretim maliyetleri açısından da pahalı bir ülke. Bu yüzden, Türkiye’den firmalara ihracatla beslenmelerini ve daha az maliyet gerektiren dağıtım işine odaklanmalarını öneriyorum. Fujitsu’nun ürün ve hizmetleri ilgi alanımızdaydı. Kendileriyle mayıs ayında Tier 1 Kanal ve Yetkili Servis İş Ortaklığımız sonrası, Türkiye’deki iştiraklerini de satın alarak bilişim teknolojilerindeki yatırımlarımızı sürdürdük. Böylece Teknoser olarak müşterilerimize daha çok ürün sunabileceğiz.” dedi.

“JAPONYA-TÜRKİYE KARŞILIKLI İŞ HACMİNİ ARTIRMA İŞ BİRLİKLERİ VE ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR”

Fujifilm Fotoğraf Baskı, Geniş Format Baskı Çözümleri ve Kurumsal Bölümlerden Sorumlu Genel Müdürü Ünsal Akgün “Türkiye; Japonya için 1.6 milyarlık bir pazara ulaşılabilmek için iyi bir köprü. Çünkü, Japon firmalarının Türkiye’de üretim yapabiliyor olması sadece iç pazara değil Gümrük Birliği’nin de sağladığı avantajlardan yararlanarak, Avrupa’ya ihracat yapmalarını sağlıyor. Aynı zamanda yatırım ortamını daha da ileri seviyelere taşımak adına özel sektör için 2018 yılında çok önemli adımlar atıldı. Türkiye’deki yatırım-üretim-ihracat zincirinin daha da güçlendirilmesini için atılan bu adım, Türkiye’nin bölgesel rekabet gücünü ortaya koydu. Bugün, Japonya-Türkiye karşılıklı iş hacmini artırma iş birlikleri ve çalışmaları sürdürülebilir bir şekilde devam ediyor. İçinde bulunduğumuz pandemi döneminde birçok şirket yakın dönem yatırımlarını yeniden gözden geçirme ve/veya öteleme eğilimindeyken; Japon şirketlerinin Türkiye’deki yatırımları ile ilgili olumsuz sayabileceğimiz bir karar gözlemlemedik. Hatta büyük bir Japon firmasının yenilenebilir enerji yatırım kararını yine bu dönemde aldığını biliyoruz. Türkiye’nin Japonya yatırımları ise daha çok tarımsal ve deniz ürünleri ile müteahhitlik hizmetleri olarak devam ediyor. İlerleyen dönemlerde başka alanlarda da yatırımlar görmeyi umuyoruz.” dedi.