Yazarlar

AR-GE’NİN MEYVESİ PATENT…

Türkiye’nin hedefi dünyanın ilk 10 b&uum...

ACABA ABD VE AVRUPA’NIN BÜYÜMESİ YAVAŞLIYOR MU?

1990’lı yıllarda ABD ekonomisinin prodüktivi...

İYİMSERLİĞE KAPILMADAN YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMELİ

Piyasalarda Mart ayı ile beraber başlayan bahar havası,...

ZENGİN OLMAK ÇOCUK YETİŞTİRMEYİ KOLAYLAŞTIRIR MI?

Geçen yazımızda toplum kaynaklarından daha fazla pay alan varlıklı insanların trafik ...

HER CANLI BİR GÜN ÖLÜMÜ TADACAKTIR

Zincirlikuyu Mezarlığı’nın kapısında yazan bu cümle, birçok kişiyi hâ...

GİRİŞİMCİ ZAMANI NASIL KULLANMALI?

Birçok girişimcinin, “Bir gün daha bi...

KOLAYLAŞTIKÇA ZORLAŞACAK!

Google’un CEO’su Larry Page, Virgin’i...

KURAKLIK, SU YÖNETİMİ VE İNOVASYON

21 Temmuz 2014 tarihinde Ajans Press tarafından dağıtıl...

MELEZ LÜKS

Size bundan 10 yıl önce Kenyalı, Müslüman ve zenci bir baba ile Hristiyan ve ...

YAŞAMSAL VE EKONOMİK MİRAS

Bu sayfada ve kimbilir farklı kaç yazıda, defalarca, çoğalan nüfusa paral...

DÜNYA OBEZİTE KONGRESİ’NDEN ÖZEL NOTLAR

Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da dü...

BALKANLARA GELECEK YATIRIMI: EĞİTİM VE SOSYAL HİZMET

Balkanlardaki Müslüman topluluklar çok...

EKONOMİNİN GELECEĞİ: AİLE ŞİRKETLERİ

S&P 500 endeksinde işlem gören firmaların üçte birinin aile şirketi olm...
Prof. Dr. Acar Baltaş
MUTLULUK EKONOMİSİ
1974 yılında  ekonomist  Richard Easterlin, sonradan büyük ün kazanan ‘Ekonomik gelişme insanları çok geliştirir mi?’ (Does Economic Growth Improve the Human Lot?) makalesini yayınladı. Birçok ülkede gayrisafi milli hasılayı esas alarak yürüttüğü araştırması sonucunda bulduğu cevap, ‘muhtemelen hayır’ oldu. Bu makalenin gördüğü ilgi, bu konudaki araştırmaların yayılmasına ve birçok ülkede tekrarlanmasına neden oldu. Ancak ‘Easterlin Paradoksu’ önemli ölçüde geçerliliğini korudu. 
Örneğin İngiltere’de 1973-2009 yılları arasında milli gelirin düzenli artışına rağmen hayat doyumu bütünüyle sabit bir seyir izlemiştir. Farklı ülkelerde yapılan araştırmalar da benzer sonuç vermiştir. Son 40 yılda hayat standardındaki çok büyük gelişme insanların mutluluğunda herhangi bir fark yaratmamıştır. 
İngiltere’de 2005-2008 yılları arasında en üst ve en alt gelir grubundakilerin, mutluluk düzeylerinin değerlendirmeleri arasındaki fark çok küçüktür. İnsanların büyük çoğunluğu için önemli olan gelirlerinin, içinde yaşadıkları çevreyle olan görece ilişkisidir. Bunun anlamı şudur: Harvard’da okuyan öğrencilere, “25 bin dolar ortalama gelirin olduğu bir yerde, 50 bin dolar gelire mi sahip olmak istersiniz,  yoksa 200 bin dolar ortalama geliri olan bir yerde 100 bin dolar gelire mi sahip olmak istersiniz?” diye sorulmuştur. Tahmin edebileceğiniz gibi öğrencilerin büyük çoğunluğu birinci seçeneği tercih etmiştir. 
Bu araştırma, gerçek hayatta da Almanya’da birleşme sağladıktan sonra doğrulanmıştır. Doğu Almanya’daki işçilerin, Batı ile birleştikten sonra, öncekine kıyasla daha fazla kazandıkları halde daha mutsuz oldukları saptanmıştır.
Easterling Paradoksu’nda belki küçük bir fark ortaya çıkıyor. Belirli bir eşik düzeye kadar mutlak gelir, yaşam doyumu üzerinde etkili oluyor. Yeterli beslenme, sağlık, hijyenik koşullar, eğitim ve barınma imkanlarından yoksunluk, mutsuzluğa ve depresyona neden oluyor. Ancak gelir artışının insanları sağladığı konfor araçları; laptoplar, akıllı telefonlar, SPA merkezleri, egzotik ülkelere seyahat ve lüks restoranlarda yemek imkanları, kolektif iyilik hali üzerinde etkili olmuyor. Maddi yöndeki kazanımlar başlangıçta heyecan verse de, bir süre sonra psikologların hedonistik uyum dedikleri süreç devreye giriyor.
 
Bireysel ve toplu akıldışılık
İnsanlara hayat standardındaki yükselişin yaşam doyumlarında artışa neden olmamasını mutluluk konusunda çalışan ekonomistler, bireysel ve toplu (kolektif) akıl dışılık olmak üzere iki nedene bağlıyor.
Mutluluk konusunda çalışan ekonomistlerin bu sorunlarla  ilgili ilginç bir çözüm önerileri vardır: Örneğin, bunlardan biri vergilendirme ile ilgilidir. Buna göre tüketim ürünlerinin yaşam doyumunu artırmadığı kabul edilirse, bunlar üzerindeki vergi yükünü artırarak tüketimi kısmak ve sağlanacak kaynakla geniş kitlelerin yararlanabileceği eğlence, dinlenme ve rekreasyon alanlarına yatırım yapmak daha etkili bir çözüm olabilecektir. Bir başka lüks tüketim ürünlerine çok daha yüksek vergiler koyarak, bunların tüketimini azaltmak, tasarrufu artırmaktır. 
Robert ve Edward Skidelsky ise daha ileri giderek, çalışma saatlerinin kısaltılmasının ve belirli tür reklamlara sınırlama getirilmesinin, mutluluğu artırmaya katkı yapacağını ileri sürüyor.
 
Sonuç
Mutluluk ekonomisi kavramı gerçekte çok yeni değildir. Örneğin Sokrat, mutluluğun zenginlikte değil sevgi ve erdemde olduğunu söylemiştir. Batı kültüründe ‘sevginin bulunduğu masada yenen kuru ekmek, nefretin bulunduğu masada yenen ziyafet yemeğinden daha iyidir’ anlamında bir atasözü vardır. Yeni olan ise insanlık tarihi içinde biriken bu bilgeliğin, günümüzde bilimsel araştırmalarla ortaya konması, grafikler ve sayılarla ifade edilebilmesidir. Çünkü orta yaşı geçen birçok kişi parayla ev alındığını ancak bunu yuva yapanın para dışındaki özelliklere bağlı olduğunu bilir. Yine para kazandıran ancak kişiye anlam duygusu yaşatmayan bir işin, insanın ruhunu kuruttuğunu herkes ya yaşamış ya da gözlemiştir. 
 
Kaynak
Kahneman D. and A. B. Krueger: “Developments in the Measurement of Subjective Well-Being” Journal of Economic Perspectives, Vol. 20, 2006
Skidelsky, R.,  Skidelsky, E.: How Much Is Enough.  Penguin Books.2012.
Richard A. Easterlin:”Does Economic Growth Improve the Human Lot?” in Paul A. David and Melvin W. Reder, eds., Nations and Households in Economic Growth: Essays in Honor of Moses Abramovitz, New York: Academic Press, Inc., 1974.
Yazarın önceki yazıları